22 Nisan 2014 Salı

Takıntılı mıyım? Asla:P


Sevgili Müjde Abla "mim" için süper bir başlık seçmiş. Ve beni de mimlemiş, ki çok sevindim. Bu ikinci "mim" tecrübem..:) ..Konumuz takıntılar.

Aramızda takıntısı olmayan var mı merak ediyorum; varsa gidip yanağından öpeceğim (mi?), aslaaa!!!
 Ben öyle şapır şupur öpüşmeyi çocukluğumdan beri hiç sevmem. Bu sebeple bayram tebriği takıntım var benim. Bayramlar benim için zulüm:S. Ziyaretlerimi az ve öz tutarım; sadece yakın akrabalar. Diğerleri uzaktan tebrik:)

Kontrol delisiyim. Evden çıkmadan herşeyi son bir kez kontrol ederim, tülümenlerimi yoklamaya tabi tutarım. Kaçak göçek, eksik gedik, gardropta kalan, balkona kaçan olmasın:)


Baharın iyiden iyiye gelmesi ile bizimkilerin pencereden kuş kesme maceraları başladı. Penceredeki sineklik bu sene de dayanabilecek mi çok merak ediyorum doğrusu..:)

Bir de saatim! O kolumda olmadan sokağa çıkamam. Onsuz kendimi bir nevi eksik hissediyorum:).. Çevremdeki insanların aksine saatimi sol koluma takarım. Sağa asla takamam.
İlk sol ayakkabımı giyerim; aslında giyiyormuşum. Ben bunun farkında değildim. Annem farkedip bana söylemişti. Galiba ben sol takıntılıyım..:)

Delicesine düzenliyimdir. Özellikle gardrop konusunda. Evliliğin ilk dönemlerin eşimle birbirimizi yemiştik; benim aksime dağınıktır kendisi. Ama onu da kendime benzettim az biraz:) Gardropta aynı renkli tshirtler, gömlekler vs. bir arada olmalı. Misal, beyaz olanların arasına renkli bir tane girmişse ve ben görmüşsem asla orada duramaz! Herkes yerine:)

Eskiyen hiçbir şeyimi atamıyorum. Sanki benden ayrılınca üzülecekmiş gibi geliyor..:S. Anneme çekmişim bu konuda. Ona da hep takılırdık eskiden "evi çöp ev yaptın" diye. Eee yoldan geçen Ayşe Teyze'ye çekecek değilim ya anneme çekeceğim tabi.

Sonracıma, umuma açık alanlarda ve mekanlardaki merdiven- yürüyen merdiven trabzanlarına asla el süremem. Düşününce bile kötü oldum şimdi ..:S

Ve son bir tane daha yazacağım , akabinde nokta koyacağım. Hakkımda yanlış bir fikre kapılın istemem:P

Çantamda mutlaka bir poşet kedi maması olur. Evden çıkmadan çantamda kontrol ettiğim ilk şeydir. Poşet boşalmışsa hemen doldurulur ve yola öyle çıkılır. Hahahhyyy, tatile bile bavulunda kedi maması ile giden biriyim ben:) 

Sevgiler...:)


17 Nisan 2014 Perşembe

...Aynadır kalbim günü yansıtır...

Merhaba blogger dostlarım!

Tam yedi gün olmuş birşeyler çiziktirmeyeli bloguma. Ama her zamanki gibi mazeretim var:)
 Bir yandan kavanoz isteğini yetiştirmeye çalışırken bir yandan korkunç baş ağrısı atakları ile mücadele halindeyim:S. Migren desem migren değil ( teyzemden biliyorum), ama normal bir ağrı da değil. Uzun yıllardır çektiğim bir dert. Bir süredir ilaç kullanmayı çok zorunda kalmadıkça reddettiğim için ilaçsız geçmesini bekledim son ağrı silsilesinin ama yok; bana mısın demedi. İki gün boyunca insan kafasını yastıktan kaldıramaz mı arkadaş:S..
En sonunda pes edip bir hap yuttum bir de bant yapıştırdım:)
 Bugün  gayet de formdayım, ağrı basmış gitmiş.

Hatırlarsanız bir tv meselemiz vardı bizim. Arızalanmıştı ve ben yetkili servis ile hafiften atışınca sinirime yenik düşüp servis randevusunu iptal etmiştim. Bizden çok anneme ve babama dert oldu vallahi, bir ay boyunca sürekli "servis çağırın" demelerine pes ederek geçen hafta eşim tekrar servisle irtibata geçti ve randevu aldı; tv.miz tamir olup geldi.:) Hiç de özlememişim; gelmese daha mı iyiydi acaba :P


Antalya'da iki lise öğretmeni hakkında "derste Gezi olaylarına destek vermek, sınıflarda bu yönde açıklamalarda bulunmak, siyaset yapmak, öğrencilere siyasi kitaplar önermek" gibi suçlamalar ile soruşturma açıldığını okudum.  Bahsi geçen kitaplar arasında " Şu Çılgın Türkler", " Diriliş" , " Cumhuriyet", "Gazi Paşa" gibi benim de çok severek okuduğum ve pek çok kişiye önerdiğim kitaplar yer alıyor. Benim hakkımda da halkı galeyana getirmekten dava açılır mı acaba:) 


Aklıma ben ortaokuldayken yaşadığım birşey geldi. Sene 1992 ya da 93; Türkçe dersinde, öğretmenimiz bir şiir seçmemizi ve şiir okuma üzerine çalışmamızı istemişti. Sonrasında herkes sınıfta seçtiği şiiri okuyacaktı. Tabi seçilen şiirler önce öğretmene söylenecek ve ön onay alacaktı:) Ben o dönem Nazım'ın şiirlerini okuyordum ve O' nun bir şiirini seçerek öğretmenimize seçtiğim şiiri söyledim. Bir anda adamın yüzü değişti ve Nazım Hikmet'in eserlerinin ders müfredatında olmadığını başka bir şiir seçmem gerektiğini söyledi. Bu arada dipnot annem okuduğum okulda idareciydi ve konu ona kadar aks etti:) 
Gayet aklı başında bir çocuktum ve annemle konuşunca konunun çıkmazda olduğuna karar verdik ve ben başka bir şiir seçtim " Sessiz Gemi". 
Yaşananlar beni asla yıldırmadı; aksine kamçıladı. 

Mor ve Ötesi ne güzel söylemiş

Teker teker dağılıyor efkarı kalbimin, bulut bulut çözülüyor esrarı geçmişin,
Bugün değil yarın için yıkmaya hazırım
Bu şah bu şahbaz devrini 

Uyku gözlüklerine devam ediyorum bir yandan. Yapması çok keyifli; sanırım önümüzdeki günlerde de 
devam edeceğim:)


Duygularıma tercüman olan bir karikatür ile bu yazı son bulsun; sevgiyle kalın:)


10 Nisan 2014 Perşembe

Hmm uyku mu? O da ne?

Bir süredir uykusuzluk derdinden muzdaribim. Bir türlü uykum gelmiyor. Geceleri geç saatlere kadar zombi gibi dolanıyorum evin içinde:S.. Hain uyku!!! Hiç acıması da yok.


Geçtiğimiz Pazar günü annemlere rutin haftasonu ziyaretimizi yaparken önceden kalıbını çıkardığımız uyku gözlüklerine bir el atalım dedik. Aslında hep aklımdaydılar ama kavanozlar içerisinde kaybolunca ben, hayata geçmeleri biraz zaman aldı:) Çıkardık keçeleri, kestik, biçtik, diktik ve ortaya bunlar çıktı. Benim hoşuma gittiler, biraz unisex oldular gerçi:P ..Belki bir şapka ya da kurdele eklenerek farklılaştırılabilirler. Ama ben bu hallerini de sevdim. 

Bir de farkettim ki ben boş duramıyorum. Sürekli birşeylerle uğraşma çabası içerisindeyim. Annemlere her ziyarete gittiğimizde yeni birşey ile geri dönüyorum. Keramet bende değil baba evimde mi acaba:)

Gece ayakta olduğuma göre baykuş olmalıyım ben aslında, kedi değil. 
Gözlüğümü de takayım da tam olsun:P


Ve zombilikte annesini yalnız bırakmayan oğluşum Badem:)

İyi geceler blogger dostları...

7 Nisan 2014 Pazartesi

Fikrim hala hür benim.

Kuşlu, ruhu özgür birşeyler ile başlayacağım sonra kediler ile devam ederim:)


Buzlandırma efektini edineli uzun bir süre olmuştu ama bir türlü fırsat olmamıştı denemek için. Nihayet geçen hafta bu kuşlu buzlu kavanozlarımı tamamlayabildim. Blogda paylaşma zamanı biraz gecikti. 


Buzlandırma efekti kullanarak boyadığım cam kavanozlarda dekupaj ve hamur kabartma tekniklerini uyguladım. Buzlu görüntü hoşuma gitti; farklı renk denemelerini de yapacağım sanırım:)


Ve...
Kesin sonuçlar açıklanmadan yerel seçim hakkında yazmayacaktım ama baktım olacak gibi değil. Hukuk değil guguk baskın çıkınca yazıverdim gitti.

Yerel seçim parodisinin üzerinden tam bir hafta geçti. 
"şantaj, montaj, dublaj" triosunun biatta kusur etmeyenler üzerindeki 
etkisini,
"Hırsız var" diye bağırırken "paralelsiniz" diyen ustanın elinin ne kadar uzun olduğunu, 
Gencecik canların kanına bulanan ellerin, hain emeller uğruna seçim hileleri ile b...ka bulanmaktan çekinmediklerini,
Oy vermenin yetmediğini, oyu korumak için seferberlik ilan etmenin gerektiğini,
Reyinin peşinde koşturan, paralanan adam gibi adamları,
İleri demokrasinin trafosunu sabote eden kedileri (!) gördük.


Nihayetinde sonuçlarının farklı olmasını dilediğim bir yerel seçim idi. Çok yaklaşmıştık. Olmadı, oldurtmadılar. O kadar bilendiğim anlar oldu ki kendimden, yapabileceklerimden korktum. Umudumu, demokrasiye ve hukuka inancımı hala yitirmedim. İnanıyorum ki gün gelecek, insanlar oy vermeye giderken erzak dolaplarını düşünmeyecekler.

Pışttt!!!
Sözde %46 ile aklandığını sanan balkon güzeli, lafım sana.
"Memleket bir kurtlar sofrasına döndü mü, isyan haktır."

4 Nisan 2014 Cuma

Hmmm, kurabiye mi!

Merhaba
Blogger dünyası sayesinde tanıdığım ve severek takip ettiğin sevgili Aylin nam-ı diğer Topuklu Pollyanna süper bir çekiliş düzenlemiş. Hayallerinin peşinden giderek harika kurabiyeler hazırlıyor (hatırlarsanız daha önceden sizlere haberini vermiştim) ve Kurabiye Cafem' de bizlerin beğenisine sunuyor. 

Düzenlemiş olduğu çekiliş ile kazanana bu şirin mickey mouse kurabiyelerden hediye ediyor.


Çekilişin ayrıntıları burada

Ben bu şirin kurabiyelerin albenisine karşı koyamayarak çekilişe katıldım bile.
 Şansımız bol olsun.
Sevgiler...

3 Nisan 2014 Perşembe

Girizgah...

Hileleri ile meşhur olmuş 30 Mart seçimimiz (ya da seçemememiz mi demeliydim) hakkında bir yazı yazmak istiyorum aslında. Ama şu an gerçekleşmekte olan tekrar sayımlar sonuçlanmadan yazmayacağım. Çünkü şimdi kullanacağım sözler, o sözleri hak edenlere hafif gelebilir:) 


Pazar günü oyumuzun rengini belli etme görevini evde Badem' e, sandık başında ise Çarşı kaşkolu ile eşime verdik:)

Bugün günlerden 10marifet' miş benim için. Gerçekleştirdiğimiz ikinci çekimimiz de yayınlanmış. Cam çay tabağı üzerine dekupaj çalışması yapmıştık. 
Merak edenler için 


Bol çalkantılı gündemden ayrıbildiğim zamanlarda bol bol boya yapmaya devam ediyorum. Mümkün olsa da bir odamızı atölyeye çevirebilsem. Pek makbule geçerdi bana; çünkü artık malzemelerimi yerleştirecek yer bulamıyorum:S..İnsanın hobisi olması güzel birşey de tutku haline dönüşünce zor oluyormuş:)

"Melek" figürleri bu aralar pek revaçtaymış. Ben de birşeyler denedim. Hem boyadım hem lavantaladım:)




 Bir makalede okumuştum. Yıllardır dolaplarımızda, sandıklarımızda kullandığımız naftalin aslında bizler için çok zararlıymış. Ben kokusunu çok severim:(.. Naftalin yerine lavanta kullanılmasını öneriyor uzmanlar. Aslında düşününce mantıklı da geliyor. Sonuçta naftalin kimyasal bir madde. İnsanoğlu ne garip, hep zararlı şeyleri seviyor.




Pencereli kavanoz sevdam tam gaz devam ediyor. Artık her desene pencere gözüyle bakıyorum. Boyaması biraz zahmetli oluyor diğerlerine göre ama eğleniyorum yahu; değmeyin keyfime:)




Hobi dünyasını kasıp kavuran 3d krema efektini uzun zamandır merak ediyor ve kurs araştırması yapıyordum. Kursa gitmeden öğrenmek mümkün değildi çünkü yapanlar kullandıkları malzeme hakkında ser verip sır vermiyorlardı. Bu ilgiyi değerlendiren üç firma ise malzeme üretimine geçmiş, tamamlamış ve piyasaya sürmüş. Kusur kalır mıyım; hemen aldım:) Henüz deneme şansım olmadı ama yapılanları görünce ortaya çok keyifli şeyler çıktığı aşikar. Yapar yapmaz paylaşacağım.

Şimdilik kaçıyorum ben.
Sevgiler...