Cam boyama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cam boyama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2014 Pazar

Yaptım, ettim; anca belgeleyebildim:)

Merhaba!
Nihayet tamamlanan çalışmalarımı fotoğraflayabildim.
Haydi şöyle bir göz gezdirelim bakalım.

Kuşlu kavanozlar seri 1




 Kuşlu kavanozlar seri 2
Lila rengi fonda, dalda kuşlar:)



Mor rengi zaten ezelden severim, her tonu benim için ayrı güzel.


Sizlere baykuşlarla ilgili bir projem olduğundan bahsetmiştim; babamın da bana bu çalışmada yardımcı olduğundan. 
Projemin adı "Baykuş Dönence"





Dönencenin bir de canlı renkleri kulladığım kardeşi var. Onun ve 
 iki tane kutu çalışmamın ufak tefek eksikleri olduğu için şimdilik paylaşmıyorum. Bayram tatilinde evdeyim; sanırım onları ve birkaç isteği  bu sürede tamamlayabileceğim. Bayram dönüşü yenilerle "geldim" derim. 
Hoşçakalın:)

5 Haziran 2014 Perşembe

Ailece sıkıntıdan kendimizi aştık.

Bu havalar nedir böyle!!!
Mevsiminde yağmayan yağmurlar, dolular eve geç kalmış çocukçasına yelken kürek yağıyor. 
Ben bu kadar şiddetli yağmurdan oldum olası hoşlanmam, yeryüzüne çöktürdüğü kasvet ruh halimi çok da iyi yönde etkilemiyor çünkü.
Hayalgücümü köreltiyor; aklıma koyduklarımı yapacaksam da beynime giriyor ve "amann  sonra yaparım" a getiriyor:S
Canım annem de şakır şakır yağan yağmurda oraya buraya gezmeye gidemediği için aklına birşey gelmiş; sabun yapmak:)
Bir süredir aramızda kursuna gidelim falan diye konuşuyorduk ama annemin kursa gitmesine gerek kalmamış:P


Tabi elinde sabun bazı yoktu o da kullanılmamış sabunlardan eriterek slikon kalıpla şekillendirmiş. "Gel sana ne yaptım" dediğinde dedim acaba ne; hiç aklımın ucuna gelmedi sabun olabileceği. Görünce "Aaa sabun bazını ne zaman aldın?" dedim. Biz birbirimizden habersiz alım yapmıyoruz sanki de:P..
Bunları nasıl değerlendirelim diye düşünürken aklımıza ahşap şişler geldi. Daha önce saksı kuşlarını yaparken kullanmıştım. Kurdele ve boncuk ile de süsledik mi olur dedik ve ortaya bunlar çıktı. Cam vazoları - daha önce boyama aşamalarını göstermiştim- banyo ve tuvalette dekoratif olarak kullanıyordum. Bu şirin sabunlar içlerine pek de güzel oldu.
Canım annem! Teşekkür ederim:)
Bu arada baykuş biblolarım vardı hatırlarsanız.


Onlarla ilgili de bir çalışmam var. Yakın zamanda tamamlayacağım. Onda da babamın emeği çok. Neyse şimdi birşey söylemeyeyim. Paylaştığımda zaten anlatacağım:)
Hadi bakalım, 
Hoşçakalın...

30 Mayıs 2014 Cuma

ikilem, provokasyon ve kelebekler...


Merhaba blogger dostları

Yarın 31 Mayıs ve Taksim' de şimdiden bir ohal (!) rüzgarı esmekte. Size daha önce de söylemiştim orada olacağım diye ancak annem benden bir istekte bulundu. Basında yer alan haberlerden yola çıkarak - malum sayısız polis ve 40 tan fazla toma söz konusu - gitmemizi istemiyor. İki gündür düşünüyorum, ki ben Gezi Direnişi esnasında anneme evde olduğumuzu söylememe rağmen alanda olan biriyim, kıyamıyorum ona. Cana kastetmekten çekinmeyen katiller sokaklarda olacak. Önü arkası bir ben varım ve bana bir şey olursa teselli bulacağı başka evladı yok:S... Henüz gitmeme kararımız netleşmedi, onu üzmekten korkuyorum sadece.

Koltuk korkusu kalbini taşlaştırmış kişilerin yaptıkları açıklamalar da annemin ve babamın korkularına tuz biber oluyor. Küçük adam rte dün itibariyle başörtülü bacısını yine ağzına doladı ve provokasyonlarına hiç vakit kaybetmeden başladı. A  man kafa, a düşünce yoksunu beyincik sahibi....Hala utanmadan ve arsızca yalanlarını oraya buraya savuruyorsun. Kuyruğundaki kafası uyuşmuşlar da ağızları açık ayran budalası gibi seni dinlemeye devam ediyorlar. Kimse çıkıp kral çıplak diyemiyor. O konuştukça benim kalbim sıkışıyor, acıyorum hala " camide içki içtiler, görüntüleri cuma günü yayınlayacağız" yalanlarına inananlara. Kaç cuma geçti ustada tık yok ama elinde başörtülü bacısı var, onu sakız yapar çiğner, en iyi yaptığı şey nasıl olsa.


Yarın biliyorum ki provokasyonun alası yapılacak. Yapacak olanları çok iyi biliyoruz. Bir çok insanın canını yakacaklar. Yine de paylaşmak istiyorum
Taksim Dayanışması' nın basına ve kamuoyuna duyurusudur:




Taksim Dayanışması olarak; Anayasa’ nın 34 üncü maddesinde ifadesini bulan, evrensel ölçütler bağlamında da hakkımız olduğuna kuşku bulunmayan ifade özgürlüğümüzü kullanmak, daha bugün kaybettiğimiz ELİF ÇERMİK’in ölümüne neden olan biber gazının yasaklanması başta olmak üzere tüm taleplerimizi dillendirmek; kazanımlarımıza sahip çıkmak, polis şiddeti ile sonsuzluğa uğurladığımız arkadaşlarımızın anmak ve ailelerine kulak vermek, Soma’da artık en gizlenemez hali ile ortaya çıkan iş cinayetlerine artık yeter demek ve açıklamamızı yapmak üzere 31 Mayıs saat 19.00’da Taksimdeyiz.
İstanbul Valisi olmak üzere tüm ilgilileri ve sorumluları, yurttaşların en temel demokratik haklarını kullanmalarına engel olmamaya, “hepimizin ortak kullanım ve yaşam alanı” olan olan meydanlarımızı, parklarımızı, sokaklarımızı ve tüm kamusal alanlarımızı düşman ordularından korurcasına abluka altına almaya, polis şiddeti ile yaşamsal taleplerimizi ifade etme hakkımızı bastırma ve kriminalize etme çabasına, halka ve evrensel hukuka karşı suç işlemeye son vermeye çağırıyoruz.
Şu memlekette kelebek kadar ömrümüz; yolda kim vurduya da gidebiliriz, sahte belgeler öne sürülerek hapse de atılabiliriz. Gerçi ikisinin birbirinden farkı yok, ölüme terkediliyoruz.

Yaşanan acılar sebebiyle içimden birşeyler yapmak gelmiyordu. Ama sonra dedim ki pes etmek olmaz. Renklere bile tahammülü olmayanlara renklerle cevap vermeli. Aldım elime malzemelerimi, kelebekleri ölümsüzleştirdim.


Ruhum özgür benim, fikrim özgür.
Siz isterseniz solcu, isterseniz komünist, isterseniz anarşist diyebilirsiniz. Bu beni ben olmaktan alıkoyamaz ki.



Sağlıcakla kalın
Sevgilerimle...


7 Nisan 2014 Pazartesi

Fikrim hala hür benim.

Kuşlu, ruhu özgür birşeyler ile başlayacağım sonra kediler ile devam ederim:)


Buzlandırma efektini edineli uzun bir süre olmuştu ama bir türlü fırsat olmamıştı denemek için. Nihayet geçen hafta bu kuşlu buzlu kavanozlarımı tamamlayabildim. Blogda paylaşma zamanı biraz gecikti. 


Buzlandırma efekti kullanarak boyadığım cam kavanozlarda dekupaj ve hamur kabartma tekniklerini uyguladım. Buzlu görüntü hoşuma gitti; farklı renk denemelerini de yapacağım sanırım:)


Ve...
Kesin sonuçlar açıklanmadan yerel seçim hakkında yazmayacaktım ama baktım olacak gibi değil. Hukuk değil guguk baskın çıkınca yazıverdim gitti.

Yerel seçim parodisinin üzerinden tam bir hafta geçti. 
"şantaj, montaj, dublaj" triosunun biatta kusur etmeyenler üzerindeki 
etkisini,
"Hırsız var" diye bağırırken "paralelsiniz" diyen ustanın elinin ne kadar uzun olduğunu, 
Gencecik canların kanına bulanan ellerin, hain emeller uğruna seçim hileleri ile b...ka bulanmaktan çekinmediklerini,
Oy vermenin yetmediğini, oyu korumak için seferberlik ilan etmenin gerektiğini,
Reyinin peşinde koşturan, paralanan adam gibi adamları,
İleri demokrasinin trafosunu sabote eden kedileri (!) gördük.


Nihayetinde sonuçlarının farklı olmasını dilediğim bir yerel seçim idi. Çok yaklaşmıştık. Olmadı, oldurtmadılar. O kadar bilendiğim anlar oldu ki kendimden, yapabileceklerimden korktum. Umudumu, demokrasiye ve hukuka inancımı hala yitirmedim. İnanıyorum ki gün gelecek, insanlar oy vermeye giderken erzak dolaplarını düşünmeyecekler.

Pışttt!!!
Sözde %46 ile aklandığını sanan balkon güzeli, lafım sana.
"Memleket bir kurtlar sofrasına döndü mü, isyan haktır."

3 Nisan 2014 Perşembe

Girizgah...

Hileleri ile meşhur olmuş 30 Mart seçimimiz (ya da seçemememiz mi demeliydim) hakkında bir yazı yazmak istiyorum aslında. Ama şu an gerçekleşmekte olan tekrar sayımlar sonuçlanmadan yazmayacağım. Çünkü şimdi kullanacağım sözler, o sözleri hak edenlere hafif gelebilir:) 


Pazar günü oyumuzun rengini belli etme görevini evde Badem' e, sandık başında ise Çarşı kaşkolu ile eşime verdik:)

Bugün günlerden 10marifet' miş benim için. Gerçekleştirdiğimiz ikinci çekimimiz de yayınlanmış. Cam çay tabağı üzerine dekupaj çalışması yapmıştık. 
Merak edenler için 


Bol çalkantılı gündemden ayrıbildiğim zamanlarda bol bol boya yapmaya devam ediyorum. Mümkün olsa da bir odamızı atölyeye çevirebilsem. Pek makbule geçerdi bana; çünkü artık malzemelerimi yerleştirecek yer bulamıyorum:S..İnsanın hobisi olması güzel birşey de tutku haline dönüşünce zor oluyormuş:)

"Melek" figürleri bu aralar pek revaçtaymış. Ben de birşeyler denedim. Hem boyadım hem lavantaladım:)




 Bir makalede okumuştum. Yıllardır dolaplarımızda, sandıklarımızda kullandığımız naftalin aslında bizler için çok zararlıymış. Ben kokusunu çok severim:(.. Naftalin yerine lavanta kullanılmasını öneriyor uzmanlar. Aslında düşününce mantıklı da geliyor. Sonuçta naftalin kimyasal bir madde. İnsanoğlu ne garip, hep zararlı şeyleri seviyor.




Pencereli kavanoz sevdam tam gaz devam ediyor. Artık her desene pencere gözüyle bakıyorum. Boyaması biraz zahmetli oluyor diğerlerine göre ama eğleniyorum yahu; değmeyin keyfime:)




Hobi dünyasını kasıp kavuran 3d krema efektini uzun zamandır merak ediyor ve kurs araştırması yapıyordum. Kursa gitmeden öğrenmek mümkün değildi çünkü yapanlar kullandıkları malzeme hakkında ser verip sır vermiyorlardı. Bu ilgiyi değerlendiren üç firma ise malzeme üretimine geçmiş, tamamlamış ve piyasaya sürmüş. Kusur kalır mıyım; hemen aldım:) Henüz deneme şansım olmadı ama yapılanları görünce ortaya çok keyifli şeyler çıktığı aşikar. Yapar yapmaz paylaşacağım.

Şimdilik kaçıyorum ben.
Sevgiler...

5 Mart 2014 Çarşamba

İşleyen demir ışıldarmış:P

Merhaba blogger dostları!

Bugün yaptıklarımdan bir şeyler paylaşma günü. 


 

Dışarıdan siyah görünen cam buz kovalarımın biri içeriden kırmızı diğeri turkuaz görünüyor. Bu iç-dış renk farklılığı uyguladıktan sonra çok hoşuma gitti. Farklı objelerde de deneyeceğim ilerleyen günlerde.


Uzun süredir aklımda olan, benim tabirimle pencereli kavanozları hayat geçirmeye başladım. Aslında boya yaparken genelde canlı renkler kullanıyorum, bu açıdan da bu çalışma beni için bir ilk; toprak tonlarını kullandım. Renklerde koyu olan mevcut bir renk diğerlerini kendim renklerle oynayarak elde ettim.



Vernik sırasına girdiler. Bakalım ne zaman sıra gelecek:)

Sevgiler...

28 Şubat 2014 Cuma

Haftasonu hoşgelsin.

İnsan fotoğraf çekmeye üşenir mi? Son bir haftadır fena bir üşengeçlik çöktü üzerime. Mümkün olsa hiçbirşey yapmadan kukumav kuşu gibi duracağım öylece.

Türk kahvesi yanına eşlik etmesi için lokumluk-çikolatalık boyamıştım. Tatlı bir haftasonu niyetine gelsin.



Peçete dekupajı yaptıktan sonra cam-porselen boyası ile boyadım. Vernik sırasına girdiler. Bakalım ne zaman sıra gelecek:) Bu çalışmaların en sevmediğim yanı vernik aşaması, çok sıkılıyorum yaparken. 


 Geçen haftaiçinde, uzun süredir görüşemediğim; iş değişiklikleri, hayat tecrübeleri derken ayrı düştüğüm bir arkadaşımdan mesaj  aldım. Bana çok güzel fotoğraflar göndermiş eski çalışma günlerimize ait. 


Fonda Fatih Camii, bizler ise Fatih Külliyesi Tabhanesi'nin yemekhane bölümünün çatısındayız:) Sol baştan Pınar - ki bu fotoğrafları gönderen-, Bilge, Nurgül ve bendeniz. Orada ne işiniz var demeyin meslek mimarlık olunca mekan farketmiyor:P


Kubbeler ve ben...Büyük kubbeye çıkmışlığım da var bu arada:) Yalnız derinden duyar gibi oldum hani iş güvenliği diye; hmm evet hani??? Neyse...Bunu başka bir yazıya saklayacağım. Bir tabhane fotoğrafı da benim arşivimden gelsin.


Ayrılmaz ikili total-station ve ben. Ahmet Abi' yi de es geçmeyelim. Az kahrımı çekmedi, "Ahmet Abi,  makinayı oraya taşıyalım, buraya taşıyalım, off ayarı bozuldu hadi baştan kuralım..." 

Uzun lafın kısası süper günler geçirdik beraber. Çalışma arkadaşlığı açısından çok uyumlu bir ofis ortamıydı ve çok özlüyorum gerçekten.

Bu kadar nostalji kafi; süpper bir haftasonu dilerim herkese. Pazar günü saat 14:00'te  Kadıköyde'yiz; duyurulur! 


20.01.2013 tarihli yürüyüşten, pankartımız, Tuna Arman fotoğraflamıştı. Dün gece sosyal medyada bir grupta tekrar paylaşıldığını görünce sevindim. Blogumun başı kel mi? Ben de burada paylaşırım:)

Sevgiler...

25 Şubat 2014 Salı

Hak verilmez; alınır.

Merhaba,
Bizler ne kadar uğraşsak da hasta ruhlu insanlar yine iş başında ne yazık ki. Dün Osmaniye'de bulunan ve ön patileri, söylemeye bile dilim varmıyor, vahşice kesilerek yol kenarına terk edilen kedinin haberini görünce mideme ağrılar girdi. O sapkın insanı, insan bile dememek lazım da neyse, elime geçirseydim parça pinçik edebilirdim. Şimdi geçirsem etmez miyim? Hmm... Ederim. 


19 Şubat'ta Ankara'da yapılan toplantı siyasilerin samimiyetsizliğini ve kapalı kapılar ardında dönen dümenleri ortaya çıkarmıştır. Çünkü toplantıdan dört gün önce sokak hayvanları üzerinde deney yapılmasını mümkün kılan yönetmelik yürürlüğe girmiş ve  bu konudan toplantıda hiç bahsedilmemiş, katılımcılara bilgi verilmemiştir. 


Uzun lafın kısası 2 Mart Pazar günü Kadıköy İskele Meydanı' ndayız. Anlayamayanlar anlayana kadar da alanlarda olmaya devam edeceğiz. 
Bu arada dün gece ortaya çıkan TAPEler de tadından yenmez hani:) 

Bu karmaşa içerisinde biraz nefes alalım, son yaptıklarımı paylaşayım.


Tarçın kabuğu kullanılmış bir duvar süsü görmüştüm ve sarı kavanozlara uyarlayıverdim. Boyutları biraz büyük geldi galiba, daha kısasını arayacağım.






Bir de kek standım vardı, hazır başlamışken onu da aradan çıkarttım. 2014 ün rengi orkide moru seçilmiş. Ben küçüklüğümden beri mor renk hastasıyımdır. Hatta küçük bir anımı anlatayım; henüz okula gitmediğim dönemler...Bir tatil dönüşü otogarda kalkış saatini beklerken oyuncakçıda mor bir ayıcık gördüm. Öyle albenisi olan çok güzel bişi değil ama MOR:) Tutturdum alalım diye; baktım beni takan yok biraz ağlama biraz zırlama... Ve sonuç; dönüş yolunda kucağımda mor bir ayım vardı. Adını da hemen koymuştum "Morbik". Hala saklıyorum o ayıyı. Tutku işte:)



Sevgiyle kalın...