15 Şubat 2014 Cumartesi

Bloguma birşeyler olmuş:S

Merhaba,
Blogumu bu aralar biraz boşladım ve bana gücendi galiba garip birşeyler olmaya başlamış. Bazı blogger dostlarım sayfama erişim yapamıyorlarmış, blog helper diye başka bir sayfaya yönleniyorlarmış:S.. Birkaç değişiklik ve şifre yenileme yaptım umarım sorunu giderebilmişimdir. Ben düzelmeyi teyit edemiyorum çünkü öncesinde de normal bir şekilde bağlanmaya devam ediyordum, bir sorun yaşamamıştım. Sizlerden bu konuda bir ricam olacak. Sorun hala devam ediyor ise ya da rahat bir şekilde sayfamı görüntüleyebiliyorsanız bana bilgi verir misiniz? Ben de duruma göre sorunu çözmeye çalışacağım.


Bu arada yarın 16 Şubat ve daha önce de bahsettiğim gibi hayvan dostlarımız için bir kez daha alanlara inme vakti. Birlikten kuvvet doğar; zamanınız ve durumunuz müsait ise lütfen sizler de destek verin.
Sevgiler...

13 Şubat 2014 Perşembe

Çıldırıciiimm!!!!

Birkaç gün önce tvmiz arıza yaptı ve yetkili servise kayıt yaptırdık. Bugün için bize yönlendirme yaptılar. Sabahtan beri servis bekliyorum ve ne gelen var ne giden...Servisi arayarak bugün için kayıt yaptırdığımı şu saate kadar kimsenin gelmediğini saat kaça kadar hizmet verdiklerini öğrenmek istedim. Ve ne olsa beğenirsiniz??? Servis gelmiş adresi bulamamışmış ve telefon ile bana ulaşmak istediklerinde yanlış numara çıkıyormuş(!). Adres kontrolü yaptık bir hata yok, gel gelelim telefon teyidinde ortaya çıktı ki yanlış kaydetmişler. Sabahtan beri kös kös onları beklediğime mi yanayım, aksayan işlerime mi yanayım. Beklemekten hoşlanmadığım gibi asla kimseyi bekletmemişimdir de. Sinirlendim tabi. Müsaitseniz yarın için servis yönlendirelimler, haftaya yönlendirelimler bıdı bıdı bir ton şey. Sinirime yenik düşüp kaydı iptal ettirdim:D İyi mi yaptım kötü mü bilemedim şimdi:P. İnternette biraz araştırma yaptım ve bize en yakın yetkili servis ne yazık ki onlar. Kader iştee:) Ama tvsiz hayat da güzelmiş, biraz sessiz ama güzel. Yarım kalan kitaplar için bulunmaz fırsat. İnternet dizilerine bir süre ara vereceğiz ama kitap okurum ne var yani. Canıma tak ettiğinde tekrar aramayı düşünüyorum servisi ama şimdilik tvsiz bir dönem geçirmek aklıma bayağı yattı. Kerem nam-ı diğer kocam bakalım bu duruma ne diyecek:P Hadi hayırlısı bakalım.


En kötü sıkılırsam, Susam ve Badem gibi kalorifere sığınırım ben de:) Sevgilerle...

11 Şubat 2014 Salı

Unutmayın bir imza herşeyi değiştirebilir.


16 Şubat'ta lütfen sizler de dostlarımız için sosyal medyada belirtilen alanlarda sesinizi duyurun. Ben saat 14:00-17:00 arası Taksim Galatasaray Lisesi önünde olacağım ve imza kampanyasına katılacağım. Unutmayın bir imza herşeyi değiştirebilir.


Emek hırsızlığı

       Merhaba,


     Bugün ne kadar güzel ve parlak başlamıştı. Çok hassas olduğum emeğe saygı konusunda tepemin tasını attırdılar. Emek hırsızlığı asla ve asla kabul edemeyeceğim, benim lügatımda özrü olmayan davranış. Biraz önce facebookta bir arkadaşımdan mesaj aldım ve yaptığım kavanoz boyamalarımın bir facebook sayfasında benden izinsiz olarak hem de "sipariş alınır" bilgisi verilerek kullanılmış olduğunu öğrendim.(!) Bu tarz durumları duymuşluğum ve görmüşlüğüm vardı ancak kendi başıma gelebileceğini düşünmemiştim. Başkasının yaptığı çalışmadan insan esinlenebilir ve birşeyler ortaya çıkarabilir. Kendi çektiği fotografları ile bunu paylaşabilir. Bu normal birşey. Sonuçta hepimiz güzel şeyler görüp, heves edip bu işlere başlamıyor muyuz?İşin komik tarafı kullandığı fotoğrafta "Shingetsu'nun Pisili Dükkanı" yazısı duruyor, silmemiş; traji-komik bir durum. Bir mesaj yazarak  söz konusu sayfadan bana ait fotoğrafları  kaldırmasını istedim. Sakinleştim, beklemedeyim:)
        
       Bugünlük bu kadar sitem yeter, biraz da güzel şeyler paylaşmak istiyorum. Puantiyeliler kervanına ben de katıldım. Dörtlü baharatlık seti hazırladım.


Ama şu pembe kavanozun puantiyeleri ne çektirdi bana. İlk olarak onun üzerinde yapmaya başladım puanları ama stencil şablonu kullanarak. Kavanozlar küçük olduğu için şablonu tam oturtamamışım ve sonuç : şablonu kaydırdım! Moralim bozuldu. Kızdım da kendime, çünkü şablonun boyutları büyüktü kavanoza göre ve ben kesmeye kıyamamıştım:) Neyse ne yapsam ne etsem derken üstünden iki kat boya atayım tekrar deneyeyim dedim. Ama bu sefer ponpon fırçanın arka kısmı ile yaptım puanları fena da olmadı aslında. Stencil şablonu ile çalışmak ne kadar stresliymiş, onu da tecrübe etmiş  oldum:)


Sevgilerle...

10 Şubat 2014 Pazartesi

Duyduk duymadık demeyin, haberim var!!

Merhabalar!!!

Blogger arkadaşlarımdan sevgili Aylin nam-ı diğer Topuklu Pollyyanna hayalini gerçekleştirme yolunda emin adımlarla ilerliyor. Bugün şirin kurabiyeleri için ince eleyip sık dokuduğu sitesinin yayına geçtiği haberini alınca paylaşmak istedim. Malum mutluluklar paylaştıkça çoğalır:) Harika kurabiyelerin adresi 



Takipte kalın, sevgilerle...

9 Şubat 2014 Pazar

Ne uzun ara verdim!

Merhaba!
Blogger dünyasında yeniyim ancak şimdiye dek bu kadar uzun süre blogumu yalnız bırakmamıştım. Gerek hastalık gerekse kaybın üzüntüsü içimden birşeyler paylaşmak gelmemişti. Ancak şimdi daha iyiyim, sahalara geri döndüm:)
Malum grip yüzünden başımı yastıktan kaldıramamıştım dolayısıyla pek yaratıcı geçmedi tabi bu günler ama canım annem ve canım babam boş durmamışlar ve  bana sürpriz hazırlamışlar. Telefonda sana sürprizimiz var dediklerinde kafamda bin türlü şey dolaşmıştı ama bunlar hiç aklıma gelmemişti :P



Daha önce kokulu taş yapmak için aldığımı söylediğim slikon kalıplar ile bana süpperrr biblolar hazırlamışlar!!! Bu konuda mütevazı olamayacağım ve söylemeden geçemeyeceğim çok beceriklidirler. Ben bu bibloları görünce tek kelimeyle BAYILDIM! Bana sürpriz yapacaklar diye benden boya isteyememişler tabi gitmişler boya almışlar, fırça almışlar, vernik almışlar, almışlar da almışlar:) Ve ortaya bu şeker şeyler çıkmış. Bu iki takımı kaptım eve getirdim ve hemen fotoğrafladım. Baykuşun farklı renkleri de vardı ama vernikleri kurumadığı için onları alamadım. Bugün gidip onları da alacağım:)




Son tatil günü, Pazar'a yakışır rengarenk kuşlar ve baykuşlar, fikir ve düşünce özgürlüklerinin olduğu, sansürlerin olmadığı, bir ağaca, bir hayvana ya da bir insana yaşam hakkının olduğu daha güzel bir memleket için gelsin. 
Sevgilerimle...

27 Ocak 2014 Pazartesi

Rengi kadar beter bir gün...




On bir yıl önceydi. Ben üniversitedeydim ve proje teslim zamanımızdı. Bütün hafta sonunu uykusuz geçirmiş hafta başı projemi teslim ettikten sonra uyurgezer vaziyette eve doğru yürüyordum. Apartmanımızın yanındaki küçük bahçede çocukların bir şeye taş attıklarını gördüm. Bağırdım falan ama neye taş attıklarını görememiştim; o kadar küçükmüş işte. Eve çıktığımda durumu babama anlattım ve hemen aşağı indi. Geri geldiğinde elinde minicik bir sakız kutusu vardı. Annemle ikimiz hemen kutuya baktık bir de ne görelim minicik bir bebek kedi, daha göbek bağı üzerinde. Babam etrafa falan bakınmış ama annesi oralarda yokmuş büyük ihtimalle çocuklardan ürktü ve bebeğini bırakıp kaçtı. O kadar minikti ki kızımız babamın avucunun içinde kayboluyordu. Evde hali hazırda bir kedimiz vardı "Misket". Kaderimizde bir de minik bebek varmış demek ki, sakız kutusundan yola çıkarak adını "Şeker" koyduk bebeğin. Hemen veterinere götürdük ne yapalım diye; çok küçük olması sebebiyle bize çok ümit bağlamamamızı herşeyin olabileceğini söylemişti, kızmıştık ve bebeği alıp eve dönmüştük. Bebek kedi bakımı çok kolay değildir; bilenler bana hak verecektir. Kendi başına ne yemek yiyebilir ne de tuvaletini yapabilir. Marketten bebek maması ve eczaneden birkaç tane damlalık aldık. Gece gündüz demeden, gecenin bir yarısı öff bu saatte mi demeden besledik kızımızı, tuvaletini yaptırdık. Babam onu avucunda beslediği için kokusu onun için anne kokusu gibiydi sanırım ona başka düşkündü çünkü. Hatta annemle takılırdık " babamın sevgilisi, annemin kuması" diye. Şimdi bu cümleyi yazınca gözyaşlarıma bir de aptal sırıtma eklendi. Yıllar geçtikçe evin nüfusuna yeni pisiler eklendi hep; Şeker kızım beş azman erkek pisiyle baş etti; o kadar da cadalozdu. Bugün kızımızla geçirdiğimiz on bir yılın en acı günü bizim için. Adı kötü hem de çok kötü bir hastalık sebebiyle kaybettik Şeker'imizi. Hasta olmama rağmen babamın veterinerde, ziyarete gideceğini öğrenince ben de gitmek istedim. Durumu hiç iyi değildi bunu hepimiz biliyorduk ama umut işte, evladımız gibiydi o bizim. Başını okşadık, sesimizi duysun istedik. İyiki de gitmişim diyorum şimdi çünkü biz eve döndükten 1 saat sonra kötü haberi aldık. Son bir defa okşayabildik kızımızı yalnız olmadığını hissettirdik. Şimdi durup düşününce onunla ilgili hep komik şeyler aklıma geliyor, hınzır gitti ama hala bizi gülümsetmeyi beceriyor:S Aslında değişen birşey yok o hala kalbimizde, beden olarak evimizde değil ama evimizin bahçesinde huzur içinde yatıyor güzel kızım. Seni seviyoruz kızım, kalbimizdesin...