3 Temmuz 2014 Perşembe

Sol baştan say; 1,2,3,4,5!


Üç hafta önce Yedikule Hayvan Barınağı'nın sosyal paylaşım sitesindeki acil paylaşımı ile yolumuz barınağa düştü. Bir haftalık yavru bebek kediler için süt anne veya gönüllü anne arayışındaydılar. Eşimle konuştuktan sonra yavrulara en azından kuru mama yemeye başlayana dek gönüllü aile olabileceğimize ve sonrasında da bir tanesini evlat edinebileceğimize karar verdik. Önce markete uğrandı ve dört poşet dolusu makarna ve süt alındı; barınaktaki diğer canların hatırı kalmasın diye:). Barınağa vardığımızda bizden önce başka birinin daha teklifte bulunduğu ve onun beklendiğini öğrendik. Aslında içim burulmuştu biraz. Çünkü melek Şeker' imizi de daha bir günlükken evlat edinmiştik. Sanki bu bebeklere sahip çıkarsak onun hatırasını canlı tuttacakmışım gibi hissetmiştim; neyse.
Yaklaşık bir saat kadar beklenen diğer kişinin  gelmesini bekledik. Olur da gelmezse yine biz alacaktık. O kişi mesaj ile yola çıktığını bildirdi barınak yöneticisine ve bizim alma ihtimalimiz tükendi. Bunun üzerine barınakta başka bebek kediler olduğunu ve istersek onları da görebileceğimizi söylediler. Bizi bir odaya aldılar. Odada iki yavru köpek ve üç tane yavru kedi vardı. Hepsi o kadar şirindiler ki! Eşimle birbirimize baktık ne yapsak ne etsek diye ve anında karar verildi. Biz bir tanesini evlat ediniyorduk:). Ben tezgahtan meyve sebze seçer gibi orasına burasına bakıp can seçemezdim. Dolayısıyla elimize gelen bir tanesini aldık ve tamam bu dedik; kara kaşına kara gözüne bakmadan. 
Meral Hanım'ın - barınağın gönüllü yöneticisi- yanına gittik ve "Tamam" dedik "Biz aldık birini". "Dişilerden biri mi erkek olan mı?" dedi. "Bilmiyoruz." dedik cinsiyet ayrımı bile yapmadan seçtik çünkü:) Pisicik yanımıza getirildiğinde minik bir hanımmış öğrendik.

Meral Hanım o anı böyle ölümsüzleştirdi.

Barınakta yaşayan canların beslenmesine ve bakımlarına katkıda bulunmak için illaki market alışverişi yapmanız gerekmiyor. Barınağın minik dükkanında satılan t-shirt, kupa, ajanda, takvim ve çanta gibi ürünlerden alarak da katkıda bulunabiliyorsunuz. Ben bu şirin bez çantayı aldım.İki yüzü farklı desenli.

 

Eve dönüş yolunda o kadar usluydu ki hiç sesi çıkmadı. Biz Susam' dan alışığız veterinere giderken var gücüyle bağırmalara. Dedik bu kız pek uslu, maaşallah. Keşke dilimizi ısırsaymışız:)
Önce veterinere uğradık bir kontrolden geçtik ve daha pek minik olduğumuz için üç hafta sonrasına randevu aldık başlangıç aşılarımız, haplarımız için.
Eve geldiğimizde ortalık karıştı tabi biraz. Susam klasik triplerini sergileyerek gardrop üzerindeki bavulun arkasına saklandı. Badem önce bir iki tıs mıstan sonra kaynaştı minik hanımla.


Kerem, abilerinin tasması var diye Zeytin'e de bir tasma ayarladı. Evdeki yedek tasma hanımın incecik boynuna büyük gelince bir iki işlem ile uygun hale getirdi.

   

Susam ilk hafta sadece yemek, su ve tuvalet ihtiyacı için gardroptan aşağı indi. Çok fenaydı, üzüldüm çocuğu strese soktuk diye ama ikinci hafta artık o da kaynaşma turlarındaydı. Gerçi hala çok yakın temasta bulunmuyor Zeytin ile ama ciddi ilerleme kaydettiler, beraber deli gibi koşturuyorlar evin içinde.
Ama Zeytin Hanım'ın esaslı kankası Badem oldu:)




Abi kardeş pencereden kuş kesmeye bile başladılar:)


Hani demiştim ya bu kız çok uslu olacak galiba falan diye. Külliyen yalan! Ne kolumuzda hayır kaldı eşimle, ne bacaklarımızda. Her yerimiz çizik içinde. İz kalmasın diye krem sürmekten bitap düştüm. 
Çok fettan çıktı bu kız çok!
Yavru kedileri kışın evlat edinmek lazım, yazın cıbıl bacaklara yazık oluyor:)
                                         Ve işte Zeytin Hanım ailemize katılınca olduk mu sana muhteşem beşli:)


Yaz köşesi, kış köşesi, işte bizim evin tülümen köşesi...
Seviyorum sizi!

Not: Bebek kedileri gelip alacağını söyleyen bayan almadı bu arada. Yalan söyleyerek minik canların hayatıyla böyle oynayan insanlardan nefret ediyorum! Neyse ki başka bir gönüllü bulundu ertesi gün de içimiz rahat etti. 

2 Temmuz 2014 Çarşamba

unutMADIMAKlımda


2 Temmuz 1993' ten beri, yüreklere düşen kor ateş sönmedi.


Ne orada toplanan cahil güruhunu affediyoruz ne de failleri ak'layanları!


1 Temmuz 2014 Salı

Ağlaklar yine sahnede...

Bir süredir siyasi içerikli yazı yayınlamıyordum. 
Gerçi diğer türlüsünü de askıya almıştım da neyse:)
1 Temmuz geldi çattı ve malum aday açıklandı. 
Biliyorduk zaten kimin aday olarak açıklanacağını. Sürpriz olmadı.
Utanmadan çıktı o sahneye, din üzerinden bir saat attı tuttu. 
Sadece rtecik çıkmadı sahneye timsah gözyaşları da oradaydı.
Bir de ayran budalası şakşakçılar var tabi.
Eskiden çok sinirlenirdim bunlara; sonradan gülmeye başladım zavallı hallerine, artık acıyorum.
Zamanında tüm mal varlığım bir yüzük diye ahkam kesen yalancıya hayranlar. Büyü bozulduğunda sudan çıkmış balık olamasalar bari, yazık...
Işid'in elinde rehine olarak tutulan vatandaşların da seçim kozu olarak kullanıldıklarına inanıyorum. 
19 gündür rehin olarak tutulan kişiler bugün, yarın davullu zurnalı sınırdan içeri girecekler. Ne de olsa bu adamlar için koltuğa giden her yol mübah.
Soner Yalçın'ın son kitabı "Kayıp Sicil- Erdoğan'ın Çalınan Dosyası" nı okuyunuz lütfen. 

***

Benim için, insan olduğum için, vicdanlı olduğum için önemli olan 1 Temmuz değil, 2 Temmuzdur!
Kürsülerden yapılan hukuk adalet vıdı vıdıları benim için hiçtir. Sözde 12 Eylül davası ile ağzımıza çalınmaya çalışılan bir parmak balı tükürdük biz.
13 Mart 2012 tarihinde Sivas Katliamı davası zaman aşımına uğradığında insanlığın, hukukun ve adaletin ipi çekilmişti zaten.
Üzerinden değil 21 yıl, yüzlerce yıl da geçse canlar yüreğimizde kor ateştir ve

Muhlis Akarsu....Yaşıyor!
Muhibe Akarsu...Yaşıyor!
Gülender Akça...Yaşıyor!
Metin Altıok.......Yaşıyor!
Mehmet Atay.....Yaşıyor!
Sehergül Ateş.....Yaşıyor!
Behçet Sefa Aysan...Yaşıyor!
Erdal Ayrancı....Yaşıyor!
Asım Berzirci....Yaşıyor!
Belkıs Çakır......Yaşıyor!
Serpil Canik.... Yaşıyor!
Muammer Çiçek.....Yaşıyor!
Nesimi Çimen....Yaşıyor!
Serkan Doğan.... Yaşıyor!
Hasret Gültekin....Yaşıyor!
Murat Gündüz......Yaşıyor!
Gülsüm Karababa...Yaşıyor!
Uğur Kaynar......Yaşıyor!
Emin Buğdaycı.....Yaşıyor!
Asaf koçak.....Yaşıyor!
Koray Kaya.....Yaşıyor!
Menekşe Kaya....Yaşıyor!
Handan Metin.....Yaşıyor!
Sait Metin......Yaşıyor!
Huriye Özkan.....Yaşıyor!
Yeşim Özkan.....Yaşıyor!
Ahmet Özyurt....Yaşıyor!
Nurcan Şahin.....Yaşıyor!
Özlem Şahin.....Yaşıyor!
Asuman Sivri....Yaşıyor!
Yasemin Sivri....Yaşıyor!
Edibe Suları....Yaşıyor!
İnci Türk......Yaşıyor!
Cengizhan Demir....Yaşıyor!


28 Haziran 2014 Cumartesi

Çok ara verdim çok!

Merhaba blogger ahalisi!


Özledim sizleri, gerçi yazılarınızı takip ediyordum ama içimden birşeyler yazmak gelmiyordu. Gerçi hala kendime gelmiş değilim. İnsanları bahar havası bozar, beni yaz bozdu:P
Bir ay öncesinden sevgili Şeyma nam-ı diğer Umut Hikayem beni mimlemişti ve sonrasında da yine Şeyma'cığım ve Bir Delinin Pembe Defteri tarafından aynı mim konusu ile ikinci defa mimlenmiştim. Yanıtlarım gecikti özür dilerim.
Hemencik gecikmemi telafi ediyorum.

İlk olarak "Adını Bulamadım Mimi"

* Blog açma hikayeniz
Biraz içimi dökmek biraz da yaptıklarımı sizlerle paylaşmak diyelim.

*Blog isminiz nereden geliyor? Neden Bu isim?
"Pisiler" kedi delisi olmamdan; "dükkan"ise yaptığım çalışmaların beğenilerek talep görmesi sebebiyle ortaya çıktı. Gerçi şimdilerde "atölye" olarak değiştirmeyi düşünüyorum. Sonuçta amacım ticari birşey değil ve "dükkan" kelimesi bu sebeple batmaya başladı bana:). Bu arada pisilerimizi de üçledik.

*Hangi mevsimi seversiniz?
Yaz çocuğuyum ben; yaz yaz yaz...

*Bu mevsim size neyi çağrıştırıyor?
Meğer nefes almak için hala sebeplerimiz varmış.

*Kırmızı ruj mu eye-liner mı?
Hmm, eye-liner.

*Blog yazmak sana ne kazandırdı?
Süper blogger arkadaşlarım oldu daha ne olsun:)

*Kitap okumak mı birşeyler yazmak mı?
Kitap okumak.

*Şiir mi; roman mı; hikaye mi?
Roman

*En çok etkilendiğin film?
Birden çok sayısı. Ben en sevdiğimi yazacağım La Fate Ignorante ( Cahil Periler). Şimdi yazınca yine aklıma düştü; bilmem kaçıncı kez tekrar mı izlesem:)

*Hangi tür kitap/film?
Kitap konusunda kesin bir çizgim yok roman da okuyorum, araştırma da siyasi de. Filmler için de konusuna ve senaryosuna göre değişir.

*Öğrenci olmak mı; iş hayatı mı?
Keşke hep üniversite öğrencisi kalsaydım.

*Kitap okumak mı film izlemek mi?
Hmm, ruh halime göre değişir. Depresifsem kesinlikle kitap okumak.

*Klasik giyinmek mi; spor mu?
Spor giyim tercihimdir.

*Almaktan asla vazgeçemeyeceğiniz şey?
Abur cubur:)

*En sevdiğin yemek?
Şu aralar canım hiçbirşey yemek istemiyor, sevdiklerimi bile.  Yine de zeytinyağlı biber dolması.

*En sevdiğin dizi?
İnternet üzerinden severek takip ettiğim birçok dizi var. İllaki yaz bir tane derseniz 
"Walking Dead"

*Özel bir yeteneğin olsa bunun ne olmasını isterdin?
Düşünce okuyabilmeyi isterdim. Migrenimi tetikler miydi ki acaba?..:)

*Hasta olmanın en kötü yanı?
Ev hapsi.

*Alınacak listen var mı? İlk beşi nedir?
Listem zorda kalmadıkça yok; doğaçlama takılıyorum:)

*İlk aldığın makyaj malzemesi nedir?
Hatırlamıyorum; makyaja pek düşkün değilim.

*****

Evet... İlk mimi tamamladım. İkinciye geçelim.

* En çok sevdiğin yönün?
Yufka kalbim; ama insanlara karşı değil:)

*Sen hiç yağmur altında ağladın mı?
Hayır, yağmurda yürümeyi-durmayı sevmem.

*Diyelim ki sana üç dilek hakkı tanındı. Ama sadece insanları değiştireceksin.Neleri, kimleri ya da hangi özellikleri değiştirirdin?
Değiştirmek değil de içi kötü, kalbi taş, fırsatçı ve bedavacı olan herkesi yeryüzünden silmek isterdim. Çünkü insanları değişebileceklerine inanmıyorum.

*Sen hiç yaz yağmurunda deniz girdin mi?
Evet! Süper olur tavsiye ederim:)

*Yaşadığın en gülünç durum nedir?
Yağmurlu bir günde - ki yağmurdan hoşlanmadığımı sağır sultan duydu artık- üniversite merdivenlerinde elimde şemsiye ile harika bir düşüş yapmıştım, popo üstü.

*Kendine ünlüler dünyasından bir eş ya da sevgili seçseydin kimi seçerdin?
Christian Bale

*Hayatın film olsa hangi aktör ya da aktrist oynasın isterdin?
Natali Portman

*Sen hiç halka açık bir alanda kimsenin ne düşündüğünü umursamadan ağladın mı?
Evet, eşimle flört ettiğimiz dönemde bir tartışma sebebiyle İstiklal Caddesi boyunca salya sümük ağlayarak yürümüşlüğüm var.

*Süperman mi Batman mi?
Christian Bale aşkına Batman!

*Çocukken hepimiz bir nesneyi ya da bir olayı başka birşey zannederdik. Senin hiç böyle ilginç düşüncelerin var mıydı?
Çocukluğuma dair hatıralarım net değil ne yazık ki; hatırlamyorum.

*Hayatın anlamı?
Canım ailem, can dostlarım ve tülümenlerim.

*****

Görev tamamlanmıştır; şimdi kendimi imha edebilirim..:P
Mimler bekletilmeye gelmiyorlar yahu. Sonra böyle yaz yaz bitmiyor. 
Yine de ben seviyorum bu mim aktivitesini.

Bu yazıyı noktalamadan sokaklardaki canlar için minik bir hatırlatma


Yakında görüşmek üzere
Sevgilerimle....

5 Haziran 2014 Perşembe

Ailece sıkıntıdan kendimizi aştık.

Bu havalar nedir böyle!!!
Mevsiminde yağmayan yağmurlar, dolular eve geç kalmış çocukçasına yelken kürek yağıyor. 
Ben bu kadar şiddetli yağmurdan oldum olası hoşlanmam, yeryüzüne çöktürdüğü kasvet ruh halimi çok da iyi yönde etkilemiyor çünkü.
Hayalgücümü köreltiyor; aklıma koyduklarımı yapacaksam da beynime giriyor ve "amann  sonra yaparım" a getiriyor:S
Canım annem de şakır şakır yağan yağmurda oraya buraya gezmeye gidemediği için aklına birşey gelmiş; sabun yapmak:)
Bir süredir aramızda kursuna gidelim falan diye konuşuyorduk ama annemin kursa gitmesine gerek kalmamış:P


Tabi elinde sabun bazı yoktu o da kullanılmamış sabunlardan eriterek slikon kalıpla şekillendirmiş. "Gel sana ne yaptım" dediğinde dedim acaba ne; hiç aklımın ucuna gelmedi sabun olabileceği. Görünce "Aaa sabun bazını ne zaman aldın?" dedim. Biz birbirimizden habersiz alım yapmıyoruz sanki de:P..
Bunları nasıl değerlendirelim diye düşünürken aklımıza ahşap şişler geldi. Daha önce saksı kuşlarını yaparken kullanmıştım. Kurdele ve boncuk ile de süsledik mi olur dedik ve ortaya bunlar çıktı. Cam vazoları - daha önce boyama aşamalarını göstermiştim- banyo ve tuvalette dekoratif olarak kullanıyordum. Bu şirin sabunlar içlerine pek de güzel oldu.
Canım annem! Teşekkür ederim:)
Bu arada baykuş biblolarım vardı hatırlarsanız.


Onlarla ilgili de bir çalışmam var. Yakın zamanda tamamlayacağım. Onda da babamın emeği çok. Neyse şimdi birşey söylemeyeyim. Paylaştığımda zaten anlatacağım:)
Hadi bakalım, 
Hoşçakalın...

3 Haziran 2014 Salı

Kuzey Ormanları Direniyor!

Yalana, talana, ranta dur demek için orada olacağız.


Kuzey Ormanları Savunması' ndan:

Kuzey Ormanları sensin, Kuzey Ormanları Savunması sensin!
Ölüm lobisi, İstanbul’un idam fermanını açıkladı:  20 bin futbol sahası büyüklüğündeki ormanlık alanı; 70’ten fazla hayvan türünü, sayısız endemik bitkiyi, İstanbul’ a can veren su havzalarını ve son tarım alanlarını yok edecek yeni katliam projesi, 7 Haziran’da başlatılacak! İstanbul’ u ve Marmara’ yı büyük bir çevre felaketine sürükleyecek projenin temel atma töreni, Danıştay tarafından projeyle ilgili olarak verilen yürütmeyi durdurma kararına rağmen, bu tarihte yapılacak. İlan ediyoruz: Bu fermana eyvallah etmeyeceğiz! 


Yalan-Talan lobisi Cengiz-Limak-Kolin-Mapa-Kalyon, Marmara’ya savaş açtı: 22 milyar avroluk 3.havalimanı projesiyle,İğneada’ dan Ağva’ ya İstanbul’dan Saray’a tüm Marmara bölgesinde yaşama karşı savaş açan talan lobisini çok iyi tanıyoruz.  Onları Hasankeyf-Ilısu’daki, Yusufeli’ nde çevre ve köylü düşmanı baraj inşaatlarından; Maltepe Sahili’ni katleden dolgu projelerinden; Taksim’deki yasadışı yayalaştırma projesinden; BEDAŞ’ taki taşeron işçi cinayetlerinden; gizli kapılar arkasında yaptıkları küfürlü pazarlıklardan, yolsuzluklardan tanıyoruz. İlan ediyoruz: Yalan-talan lobisinin çıkarları uğruna binlerce ağacın, on binlerce göçmen kuşun, tarım alanlarının, su havzalarının ve İstanbul’un kuzeyinin betondan bir mezara gömülmesine sessiz kalmayacağız! Yalan lobisinin Soma’da ipliği pazara çıkan neo-liberal kırım projelerini, 3. Havalimanı adı altında, bizim cebimizden çıkan vergilerle tekrarlamalarına izin vermeyeceğiz! 


Yıkım lobisi hayata, doğaya, ormana, suya, hayvana, insana, hakikate düşman: Bu yüzden her türlü akıldışı yalanla vezorbalıkla yaşam savunucularını sindirmeye; yaşamı, yıkımın boyunduruğuna sokmaya çalışıyor. Sermayenin çevre ve insan kırımına tam destek veren iktidar, 7 Haziran’da kuzey ormanlarına neo-liberal diktatörlük anıtını dikmeye hazırlanıyor. İlan ediyoruz: Bütün ufku yaşamın kaynağı suyu; hayatı var eden emeği; narin karacayı; mağrur kartalı; göçmen leylekleri, ulu ağaçları vahşice katletmek olan bu yıkım projesine karşı yaşamı savunmak insan olmaktır, tek umuttur!


Herkesi, temel atma töreninin yapılacağı tarihte (7 Haziran Cumartesi) saat 18.30’da, “ölüm, talan, yalan ve yıkım lobisine” karşı doğayı, yaşamı, insanı ve hakikati savunmak için İstiklal Caddesi-Tünel’de yapacağımız yürüyüşte buluşmaya çağırıyoruz.
KUZEY ORMANLARI SAVUNMASI



2 Haziran 2014 Pazartesi

1 Haziran 2014 Blogger Çay Etkinliği

Sevgili Fidan Başaran nam-ı diğer El İşlerim tarafından organize edilen güzel bir blogger etkinliğine katıldım. Böyle bir etkinliğe ilk defa iştirak ediyorum; tabi bunda blogger dünyasında yeni olmamın da payı var.

Buluşma öncesindeki yazışmalarımızda Fidan Hanım o gün Arnavutköy Şenliği'nin de olduğunu erken gelirsem onu da gezme şansım olabileceğini söylemişti. Bir taşla iki kuş gibi bir şeydi aslında tabi hava durumu buna izin verseydi. Ne yazık ki şenlik yağış sebebiyle sonraki bir tarihe ertelendi. Ama yine de birkaç stand vardı ve onları ziyaret ettik. 

Saat 13:00' e gelirken yavaş yavaş etkinliğin olduğu adrese doğru yol almaya başladım. 
Giriş kapısına doğru ilerlerken biraz tedirgindim aslında çünkü ilk defa böyle bir ortama dahil oluyordum ve ben insanlar ile kolay kaynaşabilen bir yapıya sahip değilim ne yazık ki. 
Ama kapıda Filiz Hanım ben o kadar sıcak karşıladı ki sanki yıllardır tanışıyormuşcasına. Böylece biraz daha rahatlamış oldum. Üst katta Fidan Hanım ile de aynı elektriği alınca günün güzel geçeceğine inandım:)
Etkinliğin organize edildiği yapıyı Fidan Hanım ve kızkardeşi Filiz Hanım hobi evi olarak kullanıyorlar.


Görünüşü gibi manzarası da süper. Ama acemilikten manzara fotoğrafı çekmeyi unutmuşum:)


18 numara ile etkinlikte boy gösterdim:P

  

 Etkinlik mekanımızdan birkaç fotoğraf.


Fidan Hanım ve kızkardeşi ciddi zaman ve emek harcayarak bu etkinliği düzenlemişler; misafirperverlikleri, sürprizleri ve yeni tanışıklıklara aracı oldukları için ikisine de ayrı ayrı teşekkür ederim. 
Etkinliği sponsorlar da çeşitli hediyeler ve yiyecekler göndererek yalnız bırakmamıştı; teşekkür yazılarımız için hepimiz fotoğraf çekmeyi ihmal etmedik.


Açık büfeyi lezzetli börek çeşitleri ile zenginleştiren Tarihi Sarıyer Börek
(Et yemediğim kıymalısını tatma şansım olmadı ama peynirlisi süperdi.)
 

 Lezzetli içli köfteleri ve çiğköfteleri ile Samsat Çiğköfte
Tadan arkadaşlardan öğrendim ki tavuklu içli köfte yapmışlar. 
Değişik lezzetler tatmak isteyenler için doğru adres.
 

Akarca Çiftliği' n den lezzetli yeşil zeytinler.

Ve Fidan Hanımın hazırlamış olduğu çok lezzetli iki farklı salatamız vardı.

Afiyet ile yedik, ellerinize sağlık.

Çok tatlı sürprizler de vardı.

Afyonkarahisar Hacı Mustafa' dan kaymaklı lokumlar

Herapasta tarafından hazırlanmış olan " Yaza Merhaba" temalı sevimli kurabiyeler

Fidan Hanım duyurularında bikiniler mayolar benden demişti. Giymedik ama afiyetle yedik:)
Zencefil Tasarım Evi' nden bikinilerimiz, mayolarımız.

Minikabutik' ten Nautical temalı şık cupcakeler
 

Bir makaron sever olarak lezzetine de renklerine de bayıldığım makaronlar Bir Tatlı Molası' ndan
 

Pastaevi' nden çikolata kaplı lezzetli cakepoplar

Hava yağmurlu olsa da çok sıcaktı ve bizi serinleten dondurma kurabiyeler Anoush Bakery' den

Tabağımda o kadar güzel görünüyorlardı ki orada yiyemedim. Eve sakladım:)

Birçok marka bizler için çeşitli hediyeler göndermişti; hepsine teker teker teşekkür ederim.

Lipton' dan 100'lü Earl Grey bardak poşeti çay ve yanında hediyesi termos kupa
(Bu arada benim en sevdiğim aromadır, bu beni ayrıca sevindirdi.)


Doğadan markasının Büyülü Bahçe Chai Baharatlı çayının müdavimiyim. Bu ikiliyi henüz denememiştim. Sayelerinde farklı lezzetler keşfedeceğim.

Duru Dual mercimekli bulgur ve bir hediye kitap "Tarihinden Tarifine Bulgur"

Soğuk içecekler Coca-Cola'dan

Muğla/Milas' tan Akarca Çiftliği' nden tadımlık Organik Naturel Sızma Zeytinyağı-soğuk sıkım

Mumyak' tan güzel kokulu bir mum ve benim de çok hassas olduğum hayvanlar ile ilgili Barınak Gönüllüleri ve Hayvanlara Yaşam Hakkı Derneği'nin güzel bilgilerin üzerinde yer aldığı  kitap ayracı. Göstermiş oldukları duyarlılık için ayrıca kendilerine teşekkür ederim.

HC Hair Care' den Hızlı Saç Kurtarma ve Canlandırma Terapisi ile Beauty Eurasia fuarına iki adet davetiye

ETF Textil' den Nike marka t-shirt. Beden olarak bana biraz büyük geldi ama eşime tam oldu:)
 

Onur ödülü Mor Kaftan'dandı, Melis Hanım ve Filiz Hanım bu ödüle hak kazanan şanslı katılımcılardı:)
Filiz Hanım bu güzel Alemli Cam objeyi

Melis Hanım ise bu güzel dekoratif tabağı kazandı.

Bu güzel hediyelerin dışında diğer sponsor firmaların
 -Lipton,Otacı,Mor Kaftan,Ar-yıldız,Apolena,Hakan Turistik,Pembe Puantiye,Laber Kimya,Ekokozmetik,HC Hair Care,Kybeleşişli,Keramika,Berrak Turşu,Dr.Oetker,Cyrene,Neva Color,Cadence,Artebella,Huncalife-  
 bazı ürünleri farklı grup katılımcılara verildi; bazıları ise çekiliş ile sahiplerini buldu. 

Ben çekilişlerde şanslı bir insan değilimdir ama burada şansım döndü. Ben bile şaşırdım kendime:) 
Şansıma çıkanlar:

Hakan Turistik' ten Bakır kahve fincanı ve lokumluk.


Pembe Puantiye' den mis gibi bir kokulu taş

Fresh Line Organic Cosmetics' ten sabun, yüz emülsiyonu, göz serumu ve vücut nemlendiricisi

Ve tabiki blogger buluşması pastasız olamazdı. Bu görüntüsü kadar lezzeti de güzel olan pastamız
Düşler Butik Pasta' dan. Portakal Diyarı' ndan gelen limonlar ile yapılan limonata eşliğinde pek güzel oldu. Kendisiyle sohbet etme fırsatı da yakaladığım Hayriye Hanım'ın ellerine sağlık.

Güzel bir blogger buluşmasını keyifli dakikalar geçirerek noktaladık. 

 Herşey için Fidan Hanıma ve Filiz Hanıma teşekkür ederim.
Sevgilerimle...