12 Eylül 2014 Cuma
8 Eylül 2014 Pazartesi
İşler güçler...
Merhaba blogger dostlarım!
Bugün İstanbul'da hava kasvetli ve yağmurlu olmasına rağmen acayip enerji doluyum.Ki ben yağmurdan hoşlanmıyorum. Hayıra yorayım bari.
Hafta sonundan itibaren eşimle birlikte spor yapmaya başladık. Öncesinde ikimiz de bireysel olarak yapıyorduk; birlikte olunca daha keyifli oluyormuş.
Eşim bir süredir crossfit diye adlandırılan bir teknik uyguluyordu. Ben ise eliptik bisiklet ve adımlama aletleriyle çalışıp pilates ile de devam ediyordum. Ama artık ben de crossfit çalışmaya başladım.
Crossfitte birden fazla hareketi bir set haline getiriyorsunuz ve mola vermeksizin set tekrarı yapıyorsunuz.Setleri oluşturan bu hareketler tüm vücudu çalıştırmaya yönelikler. Tabi süre olarak kısa bir hedef belirliyorsunuz; mesela 15 dakika gibi. Her gün 15 dk ayırarak setleri bu süre içerisinde tekrarlıyorsunuz. Yorucu ve zorlayıcı ama çift olarak ya da bir arkadaş ile birlikte yapıldığında eğlenceli.
Sporda farklı bir şeyler denemek isteyenler için alternatif olabilir. Youtube üzerinden crossfit ile ilgili birçok çalışma videosuna ulaşabilirsiniz.
Crossfit dışında hafta sonları yürüyüş yapmaya gayret ediyoruz. Zaman mevzu bahis olunca şehire yakın kaçış noktalarına atıyoruz kendimizi.
Oksijen fazlalığının ayaklarımı yerden kestiği doğrudur:)
Crossfit dışında hafta sonları yürüyüş yapmaya gayret ediyoruz. Zaman mevzu bahis olunca şehire yakın kaçış noktalarına atıyoruz kendimizi.
Oksijen fazlalığının ayaklarımı yerden kestiği doğrudur:)
***
İki haftadır güzel bir şeyler ile uğraşıyoruz. Eşimin bir arkadaşı ve benim bir arkadaşımın yeni doğacak bebekleri için kokulu taşlar hazırladık. İlk grubu tamamlayabildik.
Minik Ela için annesi mor ve pembe renkler ile çalışmamızı istedi; model olarak da çiçek kızı seçti. Ezelden mor renk sever olmama rağmen ilk başta mor-pembe ikilisi için çekincelerim vardı. Ancak tonlar lila ve bebek pembe olarak bir araya gelince ortaya çıkanı ben de çok sevdim.
Diğer kokulu taş çalışmamız ise minik Deniz için hala devam ediyor. Annesi atlıkarınca modelini tercih etti; inci ve dantel detayı kullanmamızı istedi.
Kısacası bizim buralar bu aralar mis koktu:)
Sevgiler...
2 Eylül 2014 Salı
Çiçek açtık!
Su sümbülü ile tanışmam eşimin akvaryum sevdasına tutulması ile oldu.
Bitki akvaryumu kurma hevesiyle birçok bitki aldı. Gerçi sonrasında olay bitki çeşidinin yanında hafiften balıklara da sıçradı:)
Resimde göründüğü gibi sevimli bir bitki su sümbülü; akvaryuma yerleştirdiğinizde de çok güzel bir görüntüsü oluyor.
Su sümbülü çabuk çoğalan bir bitki, güneşi seviyor. Süs havuzlarında da tercih ediliyor. Apartman dairesinde yaşayınca süs havuzu bizim için hayal oluyor tabi ama balkonda büyük saksıların içinde de gayet güzel yetiştirebildik.
Ve bugün emeğimizin bize dönüşü harika oldu. Su sümbüllerimiz çiçek açtı.
Hafif güzel bir kokusu da var çiçeklerin.
Şimdi annemlere verdiklerimizi bekliyoruz.
Bakalım onlar ne zaman çiçeklenecekler.
9 Ağustos 2014 Cumartesi
Oğlum benim!
Kalbimizde asla doldurulamayacak bir boşluk daha açıldı bugün.
Misket'im canım oğlum artık melek.
Hislerimi ifade edecek fazla kelimem yok.
Beynim uyuşsun istiyorum; aklım dursun.
...
6 Ağustos 2014 Çarşamba
O kadar sinirliyim ki!
Düzgün cümleler kurmaya çalışıyorum bakalım sinirim buna ne kadar izin verecek.
Yaklaşık bir ay önce 12 yaşındaki oğluşumuz Misket rahatsızlandı. İştahı kesilmişti ve eski keyfi yoktu.
Misket'imiz, delikanlılık zamanları:)
İlk başlarda yaşının ilerlemesine yormuştuk bu durumu ancak çok sevdiği yemeklere bile burun kıvırmaya başlayınca işkillendik ve veterinere gittik. Herzaman gittiğimiz kliniği değil de annemlere yakın açılan bir kliniği tercih ettik. Etmez olaymışız.
Doktora gittik; muayene etti ve dil altı ile dişlerinde iltihap olduğunu antibiyotik tedavisi uygulayacağını söyledi. Başladık hergün iğneye gitmeye. Canım babam hergün Misket' imizi iğneye götürüp getirdi. İğneleri tamamlandıktan sonra son muayenede durumunun iyi olduğu ancak vitamin takviyesi gerektiğini söylendi bize ve üç gün de vitamin iğnesi oldu.
Tedavi tamamlandı ama hala iştahı yoktu. Bugün babam dayanamayıp eski veterinerimize götürdü ve bomba! Misket' ciğim meğer sarılıkmış! Elle muayenede doktor hemen anlamış ve teşhisi kesinleştirmek için kan almış. Sonuç aynı, sarılık.
Kan değerleri çok yüksekmiş hemen damar yolundan serum ile ilaç tedavisine başlanmış. Daha ileri tetkiklerle sorunun karaciğerden mi yoksa safra kesesinden mi kaynaklandığı tespit edilecek. On gün kadar veterinerde kalacak, tedavisine devam edilecek.
Şimdi gel de ilk teşhise lanet etme! O teşhis yüzünden kaç gün kaybettik. Maazallah, ya Misket'i kaybetseydik. Şeker' imizden sonra ikinci bir kayıp bize çok ağır gelirdi gerçekten:(
Şimdi ben o veterinere nasıl güvenebilirim? İnsan biraz yürekli olmalı; teşhis koyamıyorsan başka doktora yönlendir bari. Yanlış tedavilerle evlatlarımızın canıyla oynamak da ne oluyor!
Zeytin'in aşılarına da orada başlamıştık ama artık oraya götürmeyeceğim. Çünkü en son aşısından sonra aşı vurulan yerde şişlik oluşmuştu ve gidip adama hesap sormuştum. "Alerji olmuş aşıya karşı, geçer" demişti.
Güvenim derinden sarsıldı.
Çok üzgünüz. Dilerim Misket'imiz tedaviye cevap verir ve sağlığına kavuşur.
İyi dileklerinizi bizden esirgemeyin lütfen.
27 Temmuz 2014 Pazar
Yaptım, ettim; anca belgeleyebildim:)
Merhaba!
Nihayet tamamlanan çalışmalarımı fotoğraflayabildim.
Haydi şöyle bir göz gezdirelim bakalım.
Kuşlu kavanozlar seri 1
Kuşlu kavanozlar seri 2
Lila rengi fonda, dalda kuşlar:)
Mor rengi zaten ezelden severim, her tonu benim için ayrı güzel.
Sizlere baykuşlarla ilgili bir projem olduğundan bahsetmiştim; babamın da bana bu çalışmada yardımcı olduğundan.
Projemin adı "Baykuş Dönence"
Dönencenin bir de canlı renkleri kulladığım kardeşi var. Onun ve
iki tane kutu çalışmamın ufak tefek eksikleri olduğu için şimdilik paylaşmıyorum. Bayram tatilinde evdeyim; sanırım onları ve birkaç isteği bu sürede tamamlayabileceğim. Bayram dönüşü yenilerle "geldim" derim.
Hoşçakalın:)
23 Temmuz 2014 Çarşamba
Kürkçü dükkanına geri döndüm.
Merhaba blogger dostlarım!
Blogumdan öyle bir koptum ki geri gelemiyorum; gerçi boya çalışmalarımdan da aynı şekilde. Aslında hepsine vakit ayırmak istiyorum ama enerjim kalmıyor. Sebebi çok basit aslında, iş hayatına geri döndüm.
Topkapı Sarayı kapsamındaki yapıların -müze olarak hizmet veren bölümler dahil- projelerini hazırlayacak bir ofiste işe başladım.
Aslında hobilerim için iş hayatına ara verdiğimi söylemiştim ama hayat, hayallerimin peşinden gitmeme anca bu kadarcık zaman müsaade edebildi.:(
Anlayacağınız kürkçü dükkanına geri döndüm. İtiraf ediyorum çok istekli bir başlangıç olmadı bu.
Elime fırça alacak vakti bırakın ev ile ilgilenecek vakti zor buluyorum. Yemek yedikten sonra koltukta sızma günlerime geri döndüm. Uyku güzel birşey tabi ama saat 22:00' de ansızın bastıranı değil:)
Boyalarım ve fırçalarım bana öyle güzel bakıyorlar ki karşıdan, aklım hep onlarda.
Eh hayat, alacağın olsun!
Ailem ve tülümenlerim olmasa sana yapacağımı bilirdim ben.
En sonunda alacağım şöyle bir karavan, kaçıp gideceğim buralardan:)
Ofisin en sevdiğim yanı, bulunduğu şantiye bölgesinde yaşayan köpekler:) Beni o kadar seviyorlar ki sabahları sandviçimi bile yalnız yememe içleri el vermiyorlar:P
Et yemediğim için de öğle yemeğinde hakkıma düşen tüm etli yemekleri onlarla paylaşıyorum. Gerçi o bölgede çalışan herkes aynı şekilde. Son zamanlarda yaşananlardan sonra o insanları görmek içimi güzel duygularla dolduruyor. Artık sayımız o kadar da az değil demek ki. Yaşasın!
Saat geç olmuş - kime göre neye göre geç:P - göz kapaklarım yavaş yavaş inmeye başladı.
İş de neymiş yahu berduş olmak istiyorum ben!
Bir market arabası edinip tülümenlerimi içine doldurup yaşayacağım.
Belki iki tane araba olur biri Kerem ile benim için diğeri tülümenler.
Berduş dediysek azıcık konforlusundan olsun, olmuşken.
Çalışmaya başlamadan önce tamamladığım birkaç boyama çalışmam vardı. Fotoğraf çekmeye fırsat bulursam, haftasonuna doğru onları da paylaşacağım.
Şimdilik gidiyorum, uyuyarak şarj olmalıyım.
Sevgilerimle...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















