6 Ağustos 2014 Çarşamba

O kadar sinirliyim ki!

Düzgün cümleler kurmaya çalışıyorum bakalım sinirim buna ne kadar izin verecek.
Yaklaşık bir ay önce 12 yaşındaki oğluşumuz Misket rahatsızlandı. İştahı kesilmişti ve eski keyfi yoktu.

Misket'imiz, delikanlılık zamanları:)

İlk başlarda yaşının ilerlemesine yormuştuk bu durumu ancak çok sevdiği yemeklere bile burun kıvırmaya başlayınca işkillendik ve veterinere gittik. Herzaman gittiğimiz kliniği değil de annemlere yakın açılan bir kliniği tercih ettik. Etmez olaymışız.

Doktora gittik; muayene etti ve dil altı ile dişlerinde iltihap olduğunu antibiyotik tedavisi uygulayacağını söyledi. Başladık hergün iğneye gitmeye. Canım babam hergün Misket' imizi iğneye götürüp getirdi. İğneleri tamamlandıktan sonra son muayenede durumunun iyi olduğu ancak vitamin takviyesi gerektiğini söylendi bize ve üç gün de vitamin iğnesi oldu.
Tedavi tamamlandı ama hala iştahı yoktu. Bugün babam dayanamayıp eski veterinerimize götürdü ve bomba! Misket' ciğim meğer sarılıkmış! Elle muayenede doktor hemen anlamış ve teşhisi kesinleştirmek için kan almış. Sonuç aynı, sarılık.
Kan değerleri çok yüksekmiş hemen damar yolundan serum ile ilaç tedavisine başlanmış. Daha ileri tetkiklerle sorunun karaciğerden mi yoksa safra kesesinden mi kaynaklandığı tespit edilecek. On gün kadar veterinerde kalacak, tedavisine devam edilecek.
Şimdi gel de ilk teşhise lanet etme! O teşhis yüzünden kaç gün kaybettik. Maazallah, ya Misket'i kaybetseydik. Şeker' imizden sonra ikinci bir kayıp bize çok ağır gelirdi gerçekten:(
Şimdi ben o veterinere nasıl güvenebilirim? İnsan biraz yürekli olmalı; teşhis koyamıyorsan başka doktora yönlendir bari. Yanlış tedavilerle evlatlarımızın canıyla oynamak da ne oluyor!
Zeytin'in aşılarına da orada başlamıştık ama artık oraya götürmeyeceğim. Çünkü en son aşısından sonra aşı vurulan yerde şişlik oluşmuştu ve gidip adama hesap sormuştum. "Alerji olmuş aşıya karşı, geçer" demişti.
Güvenim derinden sarsıldı. 
Çok üzgünüz. Dilerim Misket'imiz tedaviye cevap verir ve sağlığına kavuşur.
İyi dileklerinizi bizden esirgemeyin lütfen.

27 Temmuz 2014 Pazar

Yaptım, ettim; anca belgeleyebildim:)

Merhaba!
Nihayet tamamlanan çalışmalarımı fotoğraflayabildim.
Haydi şöyle bir göz gezdirelim bakalım.

Kuşlu kavanozlar seri 1




 Kuşlu kavanozlar seri 2
Lila rengi fonda, dalda kuşlar:)



Mor rengi zaten ezelden severim, her tonu benim için ayrı güzel.


Sizlere baykuşlarla ilgili bir projem olduğundan bahsetmiştim; babamın da bana bu çalışmada yardımcı olduğundan. 
Projemin adı "Baykuş Dönence"





Dönencenin bir de canlı renkleri kulladığım kardeşi var. Onun ve 
 iki tane kutu çalışmamın ufak tefek eksikleri olduğu için şimdilik paylaşmıyorum. Bayram tatilinde evdeyim; sanırım onları ve birkaç isteği  bu sürede tamamlayabileceğim. Bayram dönüşü yenilerle "geldim" derim. 
Hoşçakalın:)

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Kürkçü dükkanına geri döndüm.

Merhaba blogger dostlarım!
Blogumdan öyle bir koptum ki geri gelemiyorum; gerçi boya çalışmalarımdan da aynı şekilde. Aslında hepsine vakit ayırmak istiyorum ama enerjim kalmıyor. Sebebi çok basit aslında, iş hayatına geri döndüm. 
Topkapı Sarayı kapsamındaki yapıların -müze olarak hizmet veren bölümler dahil- projelerini hazırlayacak  bir ofiste işe başladım. 
Aslında hobilerim için iş hayatına ara verdiğimi söylemiştim ama hayat, hayallerimin peşinden gitmeme anca bu kadarcık zaman müsaade edebildi.:(
Anlayacağınız kürkçü dükkanına geri döndüm. İtiraf ediyorum çok istekli bir başlangıç olmadı bu.
 Elime fırça alacak vakti bırakın ev ile ilgilenecek vakti zor buluyorum. Yemek yedikten sonra koltukta sızma günlerime geri döndüm. Uyku güzel birşey tabi ama saat 22:00' de ansızın bastıranı değil:)
Boyalarım ve fırçalarım bana öyle güzel bakıyorlar ki karşıdan, aklım hep onlarda. 
Eh hayat, alacağın olsun!
Ailem ve tülümenlerim olmasa sana yapacağımı bilirdim ben.


En sonunda alacağım şöyle bir karavan, kaçıp gideceğim buralardan:)

Ofisin en sevdiğim yanı, bulunduğu şantiye bölgesinde yaşayan köpekler:) Beni o kadar seviyorlar ki sabahları sandviçimi bile yalnız yememe içleri el vermiyorlar:P
Et yemediğim için de öğle yemeğinde hakkıma düşen tüm etli yemekleri onlarla paylaşıyorum. Gerçi o  bölgede çalışan herkes aynı şekilde. Son zamanlarda yaşananlardan sonra o insanları görmek içimi güzel duygularla dolduruyor. Artık sayımız o kadar da az değil demek ki. Yaşasın!

Saat geç olmuş - kime göre neye göre geç:P - göz kapaklarım yavaş yavaş inmeye başladı. 
İş de neymiş yahu berduş olmak istiyorum ben!
Bir market arabası edinip tülümenlerimi içine doldurup yaşayacağım.
Belki iki tane araba olur biri Kerem ile benim için diğeri tülümenler. 
Berduş dediysek azıcık konforlusundan olsun, olmuşken.

Çalışmaya başlamadan önce tamamladığım birkaç boyama çalışmam vardı. Fotoğraf çekmeye fırsat bulursam, haftasonuna doğru onları da paylaşacağım. 
Şimdilik gidiyorum, uyuyarak şarj olmalıyım.
Sevgilerimle...

12 Temmuz 2014 Cumartesi

SOL'dan iyi çıkmıyorum, sağ profilden çek.

Türkiye Vizyon Belgesi :)
Basında yayınlanan fotoğrafları gördükten sonra ne diyeceğimi şaşırdım. Fasa fiso akil takımını es geçtim de orada gördüğüm birkaç isme şaştım kaldım. Devir çıkar ve cep şişirme devri olunca böyle oluyor demek ki.
Her şeyin bir ederi vardır derlerdi de inanmazdım. Al sana kapı gibi fotoğraflı kanıt.
Peh!
Çakma ustanın sözde kitabının imza kuyruğundakileri görünce deme de dur:

"  Haklıdan yana değil, güçlüden yana olanlar korkak ve kaypak olurlar. Güç merkezi değiştikçe dönerler; fırıldak olurlar."
                                                                    Uğur Mumcu

Hadi sağlıcakla kalın.

3 Temmuz 2014 Perşembe

Sol baştan say; 1,2,3,4,5!


Üç hafta önce Yedikule Hayvan Barınağı'nın sosyal paylaşım sitesindeki acil paylaşımı ile yolumuz barınağa düştü. Bir haftalık yavru bebek kediler için süt anne veya gönüllü anne arayışındaydılar. Eşimle konuştuktan sonra yavrulara en azından kuru mama yemeye başlayana dek gönüllü aile olabileceğimize ve sonrasında da bir tanesini evlat edinebileceğimize karar verdik. Önce markete uğrandı ve dört poşet dolusu makarna ve süt alındı; barınaktaki diğer canların hatırı kalmasın diye:). Barınağa vardığımızda bizden önce başka birinin daha teklifte bulunduğu ve onun beklendiğini öğrendik. Aslında içim burulmuştu biraz. Çünkü melek Şeker' imizi de daha bir günlükken evlat edinmiştik. Sanki bu bebeklere sahip çıkarsak onun hatırasını canlı tuttacakmışım gibi hissetmiştim; neyse.
Yaklaşık bir saat kadar beklenen diğer kişinin  gelmesini bekledik. Olur da gelmezse yine biz alacaktık. O kişi mesaj ile yola çıktığını bildirdi barınak yöneticisine ve bizim alma ihtimalimiz tükendi. Bunun üzerine barınakta başka bebek kediler olduğunu ve istersek onları da görebileceğimizi söylediler. Bizi bir odaya aldılar. Odada iki yavru köpek ve üç tane yavru kedi vardı. Hepsi o kadar şirindiler ki! Eşimle birbirimize baktık ne yapsak ne etsek diye ve anında karar verildi. Biz bir tanesini evlat ediniyorduk:). Ben tezgahtan meyve sebze seçer gibi orasına burasına bakıp can seçemezdim. Dolayısıyla elimize gelen bir tanesini aldık ve tamam bu dedik; kara kaşına kara gözüne bakmadan. 
Meral Hanım'ın - barınağın gönüllü yöneticisi- yanına gittik ve "Tamam" dedik "Biz aldık birini". "Dişilerden biri mi erkek olan mı?" dedi. "Bilmiyoruz." dedik cinsiyet ayrımı bile yapmadan seçtik çünkü:) Pisicik yanımıza getirildiğinde minik bir hanımmış öğrendik.

Meral Hanım o anı böyle ölümsüzleştirdi.

Barınakta yaşayan canların beslenmesine ve bakımlarına katkıda bulunmak için illaki market alışverişi yapmanız gerekmiyor. Barınağın minik dükkanında satılan t-shirt, kupa, ajanda, takvim ve çanta gibi ürünlerden alarak da katkıda bulunabiliyorsunuz. Ben bu şirin bez çantayı aldım.İki yüzü farklı desenli.

 

Eve dönüş yolunda o kadar usluydu ki hiç sesi çıkmadı. Biz Susam' dan alışığız veterinere giderken var gücüyle bağırmalara. Dedik bu kız pek uslu, maaşallah. Keşke dilimizi ısırsaymışız:)
Önce veterinere uğradık bir kontrolden geçtik ve daha pek minik olduğumuz için üç hafta sonrasına randevu aldık başlangıç aşılarımız, haplarımız için.
Eve geldiğimizde ortalık karıştı tabi biraz. Susam klasik triplerini sergileyerek gardrop üzerindeki bavulun arkasına saklandı. Badem önce bir iki tıs mıstan sonra kaynaştı minik hanımla.


Kerem, abilerinin tasması var diye Zeytin'e de bir tasma ayarladı. Evdeki yedek tasma hanımın incecik boynuna büyük gelince bir iki işlem ile uygun hale getirdi.

   

Susam ilk hafta sadece yemek, su ve tuvalet ihtiyacı için gardroptan aşağı indi. Çok fenaydı, üzüldüm çocuğu strese soktuk diye ama ikinci hafta artık o da kaynaşma turlarındaydı. Gerçi hala çok yakın temasta bulunmuyor Zeytin ile ama ciddi ilerleme kaydettiler, beraber deli gibi koşturuyorlar evin içinde.
Ama Zeytin Hanım'ın esaslı kankası Badem oldu:)




Abi kardeş pencereden kuş kesmeye bile başladılar:)


Hani demiştim ya bu kız çok uslu olacak galiba falan diye. Külliyen yalan! Ne kolumuzda hayır kaldı eşimle, ne bacaklarımızda. Her yerimiz çizik içinde. İz kalmasın diye krem sürmekten bitap düştüm. 
Çok fettan çıktı bu kız çok!
Yavru kedileri kışın evlat edinmek lazım, yazın cıbıl bacaklara yazık oluyor:)
                                         Ve işte Zeytin Hanım ailemize katılınca olduk mu sana muhteşem beşli:)


Yaz köşesi, kış köşesi, işte bizim evin tülümen köşesi...
Seviyorum sizi!

Not: Bebek kedileri gelip alacağını söyleyen bayan almadı bu arada. Yalan söyleyerek minik canların hayatıyla böyle oynayan insanlardan nefret ediyorum! Neyse ki başka bir gönüllü bulundu ertesi gün de içimiz rahat etti. 

2 Temmuz 2014 Çarşamba

unutMADIMAKlımda


2 Temmuz 1993' ten beri, yüreklere düşen kor ateş sönmedi.


Ne orada toplanan cahil güruhunu affediyoruz ne de failleri ak'layanları!


1 Temmuz 2014 Salı

Ağlaklar yine sahnede...

Bir süredir siyasi içerikli yazı yayınlamıyordum. 
Gerçi diğer türlüsünü de askıya almıştım da neyse:)
1 Temmuz geldi çattı ve malum aday açıklandı. 
Biliyorduk zaten kimin aday olarak açıklanacağını. Sürpriz olmadı.
Utanmadan çıktı o sahneye, din üzerinden bir saat attı tuttu. 
Sadece rtecik çıkmadı sahneye timsah gözyaşları da oradaydı.
Bir de ayran budalası şakşakçılar var tabi.
Eskiden çok sinirlenirdim bunlara; sonradan gülmeye başladım zavallı hallerine, artık acıyorum.
Zamanında tüm mal varlığım bir yüzük diye ahkam kesen yalancıya hayranlar. Büyü bozulduğunda sudan çıkmış balık olamasalar bari, yazık...
Işid'in elinde rehine olarak tutulan vatandaşların da seçim kozu olarak kullanıldıklarına inanıyorum. 
19 gündür rehin olarak tutulan kişiler bugün, yarın davullu zurnalı sınırdan içeri girecekler. Ne de olsa bu adamlar için koltuğa giden her yol mübah.
Soner Yalçın'ın son kitabı "Kayıp Sicil- Erdoğan'ın Çalınan Dosyası" nı okuyunuz lütfen. 

***

Benim için, insan olduğum için, vicdanlı olduğum için önemli olan 1 Temmuz değil, 2 Temmuzdur!
Kürsülerden yapılan hukuk adalet vıdı vıdıları benim için hiçtir. Sözde 12 Eylül davası ile ağzımıza çalınmaya çalışılan bir parmak balı tükürdük biz.
13 Mart 2012 tarihinde Sivas Katliamı davası zaman aşımına uğradığında insanlığın, hukukun ve adaletin ipi çekilmişti zaten.
Üzerinden değil 21 yıl, yüzlerce yıl da geçse canlar yüreğimizde kor ateştir ve

Muhlis Akarsu....Yaşıyor!
Muhibe Akarsu...Yaşıyor!
Gülender Akça...Yaşıyor!
Metin Altıok.......Yaşıyor!
Mehmet Atay.....Yaşıyor!
Sehergül Ateş.....Yaşıyor!
Behçet Sefa Aysan...Yaşıyor!
Erdal Ayrancı....Yaşıyor!
Asım Berzirci....Yaşıyor!
Belkıs Çakır......Yaşıyor!
Serpil Canik.... Yaşıyor!
Muammer Çiçek.....Yaşıyor!
Nesimi Çimen....Yaşıyor!
Serkan Doğan.... Yaşıyor!
Hasret Gültekin....Yaşıyor!
Murat Gündüz......Yaşıyor!
Gülsüm Karababa...Yaşıyor!
Uğur Kaynar......Yaşıyor!
Emin Buğdaycı.....Yaşıyor!
Asaf koçak.....Yaşıyor!
Koray Kaya.....Yaşıyor!
Menekşe Kaya....Yaşıyor!
Handan Metin.....Yaşıyor!
Sait Metin......Yaşıyor!
Huriye Özkan.....Yaşıyor!
Yeşim Özkan.....Yaşıyor!
Ahmet Özyurt....Yaşıyor!
Nurcan Şahin.....Yaşıyor!
Özlem Şahin.....Yaşıyor!
Asuman Sivri....Yaşıyor!
Yasemin Sivri....Yaşıyor!
Edibe Suları....Yaşıyor!
İnci Türk......Yaşıyor!
Cengizhan Demir....Yaşıyor!