8 Kasım 2015 Pazar
31 Mayıs 2015 Pazar
Biz direnmeye devam ediyoruz; ya siz?
İkimiz de biliyoruz, sevgilim, öğretebiliriz :
Dövüşmeyi insanlarımız için ve her gün biraz daha candan biraz daha iyi sevmeyi...
Nazım Hikmet Ran
Dövüşmeyi insanlarımız için ve her gün biraz daha candan biraz daha iyi sevmeyi...
Nazım Hikmet Ran
23 Ocak 2015 Cuma
Hop hop hop değiş tonton!
Çocukluğuma dair çok detaylı şeyler hatırlayamıyorum ama tonton tutkumu unutmam mümkün değil.
Hafta sonu geldiğinde yayınlanmadığı için ağlayıp kendimi paralardım. Bir de bunun Monçiçi versiyonu var ki onu da bir ara -hala sakladığım oyuncaklarımı fotoğraflayabilirsem- paylaşacağım.:)
Üşengeçlikten kurtulmak için ihtiyacım olan sloganı buldum " Hop hop hop değiş tonton!". Üzerimdeki tembellik uçsun gitsin patlarcasına enerji dolayım.:)
Tamamlayalı aylar olan ancak anca paylaşıma gelen çay kutularım var.
Pembeler maviler...
Hazırlanmayı bekleyen dört uyku gözlüğü ve bir boyunluk var.
Fazla bekletmeye gelmez küserler maazallah.:)
Sevgilerimle...
21 Ocak 2015 Çarşamba
Ucuz bir film gibi; sonu başından belli...
Fotoğraf internetten alıntıdır.
Anlaşıldı ki bu memlekette adam yerine konulmak için ya hırsız olacaksın ya din sömürücüsü ya da katil.
Işıklar içinde yat Ali.
19 Ocak 2015 Pazartesi
Kafes ardındaki dostlar...
Kocaman merhaba!
Bloguma yazı yazmıyor olabilirim bir süredir ama yazılarınızı sessiz takipte kusur etmiyorum. :)
Üzerimdeki bıkkınlık, tabiri caizse ölü toprağını silkelemeye çalışıyorum. Ha gayret başaracağım.
Bu hafta sonu pazar günü eşim Kerem, dostlarım Tuğba, Murat ve Nurgül ile Yedikule Hayvan Barınağı'na bir ziyaret gerçekleştirdik. Karınca kararınca yardım poşetlerimizi eksik etmeden...
Barınağa yapacağım her ziyaret gününü iple çekiyorum ama ziyaret bitiminde gördüklerimin etkisini atlatmam hiç de kolay olmuyor.
Bence şu andan itibaren gördüklerimizi ve hissettiklerimizi kelimelerim değil çektiğimiz fotoğraflar anlatsın.
Ziyaret ettiğimiz barınak diğerleri arasında durumu en iyi olanlardan biri ama yine de barınak işte. Karınları tok, üstlerini örten tenteleri, soğuklarda açılan ısıtıcıları var ama onlar sevgiye muhtaçlar. Kafalarını kafeslerin ufacık aralıklarından size uzatmaya çalışıyorlar ki sevesiniz. Elimizden geldiğince sevmeye çalıştık; uzanan hiçbir kafayı, patiyi karşılıksız bırakmadık. Varsın üstümüz başımız kirlensin, üzerimize koku sinsin...
Fırsat yaratın ve size en yakın barınağı ziyarete gidin. Yuva olamıyorsanız da sorun değil yeter ki gidin. Sevgiye aç bu canları oralarda yalnız bırakmayın, hayata küsmelerine engel olun; tek dileğim bu.
Sevgilerimle...
31 Aralık 2014 Çarşamba
9 Aralık 2014 Salı
Göbek taşına da yatmadım demem artık.:)
Gecikmiş hamam deneyimi yazısıyla karşınızdayım.
Yirmi gün kadar önce dostum Tuğba ile birlikte hamama gittik. Benim için ilkti. Daha önceki senelerde projelerini hazırladığımız Süleymaniye Dökmeciler Hamamı'na girmişliğimiz vardı.Ancak kıyafetlerle tabi. Tam bir işkenceydi. İşler durumdaki hamama kıyafetlerle ve proje paftalarıyla girince içeride keyif yapan turistlerin şaşkın bakışlarına maruz kalmıştık.:) Çok fenaydı, çıktığımızda yıkanmış kadar olmuştuk.
Her seferinde bir kere de olsa-olur da hoşuma gitmezse diye- hamama gitmeyi istediğimi dile getiriyordum. Daha önce giden dostum Tuğba, bizim için, bir fırsat sitesinden Cağaloğlu Hamamı için indirimli giriş aldı. İndirimsiz fiyat 130 tl. miş. Hamamın adının önüne "turistik" eklenince böyle oluyor demek ki.:P...
Akşam iş çıkışı buluşup hamama doğru yola koyulduk. İtiraf ediyorum çok heyecanlıydım.Biraz da tedirgin.Çünkü hijyen konusunda endişem vardı.
*Görseller netten alıntıdır.
Danışma bölümünde kuponlarımızı aktifleştirdikten sonra kadınlar kısmına yönlendirildik.
*Görseller netten alıntıdır.
Kilitli soyunma kabinlerinde üzerimizi değiştirip peştemallara büründük.
*Görseller netten alıntıdır.
Soğukluk, ılıklık derken kendimizi bir mermer kurna başında, göbek taşının karşısında bulduk.
Dökmeciler Hamamı'nı daha buharlı göz gözü görmeyen bir yer olarak hatırlıyordum ama burasının görüş alanı gayet netti. Abartılı bir sıcak ya da buhar yoğunluğu yoktu.
Kese işleminin daha sağlıklı olması için yaklaşık yarım saat sizi kendi halinize bırakıyorlar. Sonrasında sizi özel keseniz ve sabununuz ile göbek taşında bir güzel keseliyorlar.:)..Kese vücut için çok faydalı bir işlem, hamama gitmek istememin başlıca nedeni buydu. Evde kendi çapımızda yaptığımız hamamdaki kadar etkili olamıyor ne yazık ki.
Kese işleminden sonra köpük masajına geçiliyor. Beni bıraksalar o esnada göbek taşında uyuyabilirdim. Çok rahatlatıcı bir uygulama. Masaj sonrası son aşamada saçlar şampuanlanıyor ve size sunulan hizmet sonlanıyor. Siz isterseniz kurna başı keyfinize devam edebilirsiniz ya da isterseniz ılıklığa çıkıp biraz zaman geçirip ki bu arada hamam ritüellerinden biri olan gazoz içebilirsiniz.
İlk hamam tecrübem düşündüğümden daha keyifli geçti. Çıkışta hatıra olarak ücretsiz alabileceğiniz minik sabun kalıplarından aldık.
Balıklı hamam tası annemden bana emanet. Gözüm gibi bakıyorum.
Belli aralıklarla hamam ziyareti gerçekleştirmeye karar verdik, hayırlısı.:)
***
Yılan hikayesine dönen Kerem'in boyunluğunu bitirdim sonunda. Keşiş oldu bunu takınca..:P
Kendime de şu sıralar ortalığı yakıp kavuran dikişsiz boyunluktan ördüm.Aslında hem boyunluk hem bere. Kendi üzerimde doğru düzgün çekmeyi başaramayınca annemi modelim yaptım, yüzünü saklama şartıyla:)
Yenileri de örmeye başladım. Örgü bağımlısı olmuş olabilirim, ne var yani.:P
Neyse efendim, gözlerinizi daha fazla yormayayım.
Sevgilerimle...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
































