24 Mart 2014 Pazartesi

İlk defa mimlendim; çok heyecanlıyım:)

Merhaba,

Severek takip ettiğim Oytun'la Hayat tarafından ömrü hayatım boyunca ilk defa mimlenmiş bulunuyorum:)
Heyecan vericiymiş, bakalım sorularım nelermiş
3 soru mimi:
1) Neden blog adın?

"Shingetsu" Japonca "Ayça" demek( ki ben oluyorum:P). Üniversite yıllarından beri çok sevdiğim bir dostumun bana hediyesi diyebiliriz. Kendisi güzel Japonca konuşur:) Pisiler konusuna gelince de takip edenler bilir, kedi tutkunuyum ve iki adet tülümen evladım var. Hobi olarak başladığım uğraşlarım ilgi görmeye başlayınca da sanal da olsa bir dükkan iyi olur diye düşündüm. Dolayısıyla benim için kaçınılmaz olan blog adım ortaya çıkmış oldu.

2) Hayat felsefeni belirleyen söz nedir?

Bu zorlu bir soru oldu tek kelimeye ya da cümleye indirgeyemiyorum ama şöyle diyebilirim. Benim için hayat; maske takmadan gerçek kimliğimle kaç hayata dokunduğumla ilgilidir. Ben varım diye kaç canlının mutlu olduğu ile, benim yaptıklarımla kaç canlının gurur duyduğu ile, ben olmayınca kaç canlının üzüleceği ile ilgilidir. Hayat felsefemin odağı yaşam hakkına saygıdır.

3)Kendinle ilgili 3'ü doğru 4 şey nedir?

1- Kış mevsimine tutkunum.
2- Uslanmaz bir hayvanseverim.
3- Fena inatçıyım.
4- Çapulcunun önde gideni, aktivistin dibiyim:)

Çalıkuşu mimi:
İlk anılarınız neler? Hangi yaşa kadar inebiliyorsunuz?

Anılar konusunda sıkıntılıyım biraz çünkü hatırlamakta çok zorlanıyorum. Et yemediğim için olabilir mi:P Aklıma ilk gelenler 

* Okula gitmediğim dönemler; anneannemin düğme kutusu ile oynamaya bayılırdım. Her bir düğme benim için ruha sahipti, bireydi ve onları önüme dökerek bir hayat kurardım. Aileleri olurdu, evleri falan. Hatta bir gün anneannemin bir arkadaşı bu çocuğun hayal dünyası çok geniş olacak demişti. Öyle de oldu galiba:P

* Ve ben nane liköründen sarhoş olan ilk çocuk olabilirim:) Nane aromasına bir tutkum vardı küçükken gerçi hala da öyle. 6 ya da 7 yaşlarındaydım sanırım.  Misafir odasındaki rafta duran nane likörü de benim minik kaçamağımdı o dönemler:) Minik kadehlerle içip kadehi de annem farketmesin diye aldığım yere bırakırdım ama yıkamadan:P Tabi annem bunu bir gün farketti ve önüme yarım şişe likörü koydu; iç bakalım ne kadar içebileceksin diyerek:) Ben de çocuk işte içtim içtim içtim; vallahi hatırlamıyorum ne kadar içtiğimi sonra sızıp kalmışım:) Annemdeki de iyi cesaretmiş vallahi cahil biri olsa diyeceğim yaptı ama kendisi matematik öğretmenidir. Şimdi bir araya geldiğimizde nane likörü muhabbeti açıldığında deli gibi gülüyoruz. Annem hala diyor ki " Nasıl cesaret etmişim böyle birşeye hayret" :)

* Aaa bir de bomba bir anım var kuzenim Akın ile birlikte. Babaannemin ablası Almanya'dan mavi kutuda Nivea el kremi getirmişti. Hatırlayanlarınız vardır belki o kremleri. Ben yaramaz bir çocuk da değildim aslında ama nasıl olduysa kuzenimle birlikte biz bir kutu kremi, o benim yüzüme ben onun yüzüne olmak kaydıyla sürdük. Aslında sürmek de değil resmen buladık:) Kirpiklerimiz falan yapıştı gözlerimizi açamıyorduk. Çocukluk işte kör edeceğiz bir de birbirimizi. Ay şimdi bile hatırlayınca gülüyorum. Babaannem bizi o halde görünce kıyamet koptu tabi ikimiz de doğru banyoya sokulmuştuk:)

Ohh ne çok yazdım yahu. Aslında şimdi biraz hafızamı zorlayınca başka anılar da düştü aklıma ama artık başka sefere. Çok eğlenceli oldu bu mim olayı.

 Ben de mim adaylarımı seçeyim bakalım

Sevgili Aylin nam-ı diğer Topuklu Pollyanna
ve
Sevgili Betül nam-ı diğer Neşeli İşler Dükkanı

Sevgiler...

21 Mart 2014 Cuma

Bu demokrasi(!) çok hızlı ilerliyor yetişemiyorum.

Aslında farklı birşeyler yazmak niyetindeydim, paylaşım için fotoğraflarım falan hazırdı. Son günlerde yaşanan gerginlikleri kanaviçelerime dönerek atlatmaya çalışıyordum ki BAMM!...


Susayım, konuşmayayım; pisliklerinde boğulsunlar diyorum.Yok arkadaş! 

Amaç bu sanırım; insanları çileden çıkartıp ruh sağlıklarını bozmak, memlekette infial yaratmak. Ağzından köpükler saçarak onu kapatırım, bunu asarım, şunu keserimler aklı selim insanlarda tam tersi etki yapar çakma usta.

İşlerine geldi mi mahkeme kararı tu kaka, işlerine geldi mi ala..Madem mahkeme kararları senin için bu kadar önemli de neden çıkıp Atatürk Orman Çiftliği'nde devam eden inşaat için verilmiş durdurma kararını tanımam diyorsun?!!!

Cahillikte sınır yok anlıyorum da bu kadar da insanın gözüne sokularak cahiliz denmez ki; pes! Bir de seçim propagandası yapan araçları dünya lideri demiyor mu :S...

Korkunun ecele faydası yok. 
Meşhur 25 Mart'ı bekliyorum, gözlerim kulaklarm açık.

17 Mart 2014 Pazartesi

...Geriye dönmeyi düşünmediler...


Aziz şehitlerimizi rahmet ve minnet ile anıyoruz.

Bu vatan, kefeniyle alanlarda şov yapanlar değil; kefensiz yatanlar sayesinde ayaktadır.

11 Mart 2014 Salı

Kelimeler o kadar kifayetsiz ki...

"Öyle bir ölsem, öyle bir ölsem çocuklar; size hiç ölüm kalmasa." Aziz Nesin...

Berkin Elvan' ı bu sabah kaybettik. 



Sabahtan beri birşeyler yazmaya yelteniyorum bir türlü içimden geçenleri ifade edecek kelime bulamıyorum;
cümle kuramıyorum.
 Avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum "KATİL VAR!" 
Çocuk o daha; çocuktu...
Elinize bulaşan kanı sizler temizleyemezsiniz. Halk temizleyecek, hem de kökünüzden temizleyecek.
"polise emri ben verdim "diyenler, "polisimiz destan yazdı "diyenler, "kahraman polisimiz" diyenler KATİLSİNİZ.
Aldığınız nice canların vebali boynunuza olsun. 

Güzel çocuk uyanamadı, halkımız uyansın artık. 



10 Mart 2014 Pazartesi

Herşeyin bir ilki var:)

Merhabalar,
Dört gözle beklediğimiz yağışlar en sonunda kendisini gösterdi; şakır şakır bir pazartesi, pazartesi sendromunu tetikler mi acaba:)


Yaklaşık iki ay önce 10marifet ten bir mail düştü posta kutuma. İlk başta maili açıp açmamakta tedirginlik yaşadım, korkuyorum virüslerden falan:) Neyse efendim, merakıma yenilip açtım ve sevgili Aylin Çevik Yalçınkaya' dan video çekimi için bir davet aldığımı öğrendim. Süper birşeydi benim için ancak o dönem biraz yoğundum:( Birkaç yazışmadan sonra bir sonraki çekim dönemi için haberleşmek üzere noktayı koyduk. 

Ve on gün önce yeni mail posta kutuma düştü. Davet edilmiştim yeni çekime. Bu sefer bu tecrübeyi kaçıramazdım ve hemen mail fırtınası ile detaylar konuşuldu 8 Mart için herşey hazırdı. Tarih de denk gelmiş bu arada o zaman bunu farketmemiştim:) 

Gün geldiğinde hazırlıklarım tamamdı ve çekim yapılacak olan adrese doğru eşimle birlikte yola çıktık. O ana kadar heyecanlı değildim ama çekim odasına girince heyecan baş gösterdi. Ama Aylin Hanım, Ceren Hanım kısacası herkes o kadar sıcak davrandı ki heyecanımı unuttum gitti. Çok keyifli bir çekim oldu benim için. Aylin Hanım çevirisini kendisinin yaptığı bir de kitap hediye etti  "Spermler Erkekten Yumurtalar Kadından", çok mutlu oldum.


 Çay tabağı 


ve puantiyeli minik kavanozlar yaptık. 


Umarım videolar, yapmak isteyenler için yeterli olmuştur. Ben de büyük bir merak ile bekliyorum yayınlanmalarını. Sürç-i lisan ettiysem şimdiden affola:)

8 Mart demişken eşimin bana minik bir hediyesi oldu;


bu hediye ile alt mesaj "evimize iki kedi yeterli " demek istemiş olabilir mi:)

Herkese güzel bir hafta dilerim
Sevgiler...

5 Mart 2014 Çarşamba

İşleyen demir ışıldarmış:P

Merhaba blogger dostları!

Bugün yaptıklarımdan bir şeyler paylaşma günü. 


 

Dışarıdan siyah görünen cam buz kovalarımın biri içeriden kırmızı diğeri turkuaz görünüyor. Bu iç-dış renk farklılığı uyguladıktan sonra çok hoşuma gitti. Farklı objelerde de deneyeceğim ilerleyen günlerde.


Uzun süredir aklımda olan, benim tabirimle pencereli kavanozları hayat geçirmeye başladım. Aslında boya yaparken genelde canlı renkler kullanıyorum, bu açıdan da bu çalışma beni için bir ilk; toprak tonlarını kullandım. Renklerde koyu olan mevcut bir renk diğerlerini kendim renklerle oynayarak elde ettim.



Vernik sırasına girdiler. Bakalım ne zaman sıra gelecek:)

Sevgiler...

3 Mart 2014 Pazartesi

Şu egonuzdan bir sıyrılmayı başarsanız...

Bugün hava ne kadar güzel, pırıl pırıl. Mutlu olmak için süper bir bahane:)

Pazar günü Kadıköy'deydik. Toplanma saati 14:00 idi ancak biraz erken çıktık evden, erken gidelim, vapurda kahvaltı edelim diyerek. Çay, simit, peynir...Özlemişim vapurda kahvaltı etmeyi. Kadıköy' e vardığımızda etraf henüz tenha idi. İzmir' den gelen hayvansever dostlar alana ulaşmışlardı. Diğer otobüsler henüz yolda idiler.


Çarşaf çarşaf pankartlar meydanda yerini almıştı çoktan. 
Saatler ilerledikçe kalabalık artmaya başladı.



Ve saat 14:00 olduğunda biz hazırdık.




Maddog bu eylem için sosyal medya üzerinden ciddi bir örgütlenme çabası içerisine girmişti hakkını yememek lazım. Benim de sürekli olarak takip ettiğim bir oluşumdur ayrıca. Ancak ilerleyen satırlarda onunla ilgili de bir serzenişte bulunacağım. Konuyla ilgili pek çok dernek ve stk yı bu eylemde bir araya getirme çabasındaydı. Facebook sayfası üzerinden sürekli olarak çeşitli görseller paylaşarak katılımı arttırmaya çalışmıştı. Ancak şunu belirtmeden geçemeyeceğim. Ben şunu anladım ki insanlar klavye mahkumu (maymunu?) olmuş. Orada burada atıp tutanlar, hepimiz oradayız, hebele hübele diyenler neredeydi çok merak ediyorum çünkü kalabalık hiç de tahmin ettiğim gibi olmadı. Nerede o İstiklal Caddesi' ndeki ilk iki yürüyüşümüzdeki insan seli:S


30.09.2012 Taksim İstiklal Caddesi "Kanlı Yasaya Hayır" yürüyüşümüzden.

Oturduğumuz yerden ahkam kesmekle bu işler yoluna girmiyor hanımlar beyler. Elinizi taşın altına sokacaksınız; bunun başka yolu yok.


 Bir de " Memlekette bunca sorun varken uğraşacak başka şey bulamadınız mı?" diye laf kalabalığı yapan, " Sokakta onca aç insan varken neden hayvanlar" diyerek lakırdı eden insan müsveddelerinden çok sıkıldım gerçekten. Ben tercihimi hayvanlardan yana kullanıyorum; itirazı olan? "Sizler de boş boş konuşacağınıza o muhtaç insanlara yardım edin o zaman; tercihinizi onlardan yana kullanın" demekten ben bıktım, adamlar bıkmadı yahu! Bunu söyleyen adam acaba hiç aç bir çocuğun karnını doyurdu mu? Ben kimseye ne yardım yaptığımı açıklamak zorunda değilim. Ama insanı çileden çıkarıyorsunuz. Evet, gücünüze gidecek belki ama çocuk da doyurdum, yardım da ettim. Ahkam kesenler yanlarına aç bir çocuk yaklaştığında koşar adım kaçarken ben ... Neyse. Sakin...


Maddog -Fırat Yıldız- ile ilgili de bir serzenişte bulunacağımı belirtmiştim. Herşey iyi güzel hoş da neden hazırlanan tüm el pankartlarında amblem var arkadaş? Bu durumu iyi niyete yormak istiyorum ama ne demişler "sinek küçük ama mide bulandırır". Ayrıca platform arkasında hoş olmayan ve hiçbir şekilde tasvip etmeyeceğimiz bazı olaylar gerçekleşmiş; şahit olmadık ama ikinci ağızdan haberdar olduk. Umarım bu konuya da kendisi açıklık getirecektir. Çünkü münakaşanın ve tribin bize faydası yok.

Ayrıca konuşmacı olarak platforma çıkarak tüm dernekler adına konuştuğunu belirtip tamamen kendi üzerinden reklam yapan biri vardı ki - meclisteki son görüşmeye de katılmıştı, ismini belirtmeyeceğim; biraz internet araştırmasıyla öğrenebilirsiniz - ağlamakla yüz buruşturmakla kendini affettiremez. Çünkü sözde doğal yaşam parkları ve barınaklar konusunda kanlı yasaya olan katkısı su götürmez; gözyaşları da bu durumu temizlemez.

Hal böyle olunca blogger dostları hayvan koruma ve yardım derneklerindeki ego fırtınası ve çıkar gayeleri sebebiyle hiçbirine üye değiliz. Tüm eylemlere bağımsız yaşam hakkı savunucusu ve hayvansever olarak katılıyoruz.Çünkü şu ana kadar katıldığımız her eylemde ve mitingte bazı kişilerin "önce ben, hep ben hep ben, o konuşursa ben terk ederim mitingi bla bla..." tavırlarından korkunç rahatsız oluyorum. Şunu anlayamıyorum hepimizin amacı aynı da neden ortak paydada buluşamıyoruz; habire birbirimizi yiyoruz. Elinizi vicdanınıza koyun artık:(


Ve tabiki ÇARŞI. Onlar kanlı yasaya da karşı. Minnettarız.


Bu fotoğrafı alanda yaşça bizden genç bir arkadaş rica ederek çekti. Gece, sosyal paylaşım sitesindeki sayfasında paylaşmış. Hatta sürprizler de varmış; habersiz çekilen iki fotoğrafımızı daha gördüm:) Mücadelemiz ölümsüzleşmiş oldu sayesinde, kendisine -Burhan Yıldırım- sonsuz teşekkürler.



Pazar günü bizlere katılarak desteğini eksik etmeyen tanıdık yüzlere minnettarız. 5199 sayılı kanlı yasa durdukça biz yine alanlarda olacağız. Şimdiye kadar herşey çok barışçıldı ancak bundan sonrası için söz veremiyorum. İnatçıyımdır ve savunduğum şeyi asla yarı yolda bırakmam. 
Sevgiler...